ABD savaş uçakları, hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı'ndaki Keşm Adası da dahil olmak üzere İran'a ait çok sayıda askeri hedefe saldırı düzenledi. Pentagon yetkilileri, operasyonun İran'ın deniz mayınlama ve insansız hava aracı saldırısı kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini açıkladı. Saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın silahların yayılmasını önleme amacıyla kurduğu 1,8 milyar dolarlık fonun Kongre'de ve federal mahkemelerde yoğun eleştirilere maruz kalmasıyla aynı döneme denk geldi. Trump yönetimi, fonun terör gruplarının elindeki kimyasal ve biyolojik silah stoklarının güvenliğini sağlamak için kullanılacağını savunurken, Demokrat milletvekilleri paranın bir kısmının Suudi Arabistan ve BAE gibi müttefiklere silah satışında kullanıldığını iddia ediyor. Bu gelişme, Orta Doğu'da tırmanan gerilime yeni bir boyut eklemiş durumda.
Saldırının arka planı ve kapsamı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, gece saatlerinde başlatılan hava harekâtında on iki ayrı nokta hedef alındı. Saldırılan yerler arasında Keşm Adası'ndaki bir İran Devrim Muhafızları üssü, karadan havaya füze bataryaları ve bir drone komuta merkezi bulunuyor. İran resmi ajansı IRNA, saldırılarda üç askerin öldüğünü, altısının yaralandığını duyurdu. ABD ise sivil kayıp yaşanmadığını, tüm hedeflerin askeri tesisler olduğunu belirtti. Bu saldırı, ABD Başkanı Trump'ın İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayın döşeme faaliyetlerine misilleme olarak değerlendiriliyor. Geçen hafta bir ABD destroyeri, boğazda tespit ettiği mayınları temizlemişti. Ayrıca İran destekli Yemenli Husilerin, Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine düzenlediği insansız hava aracı saldırılarının ardından bölgede tansiyon yükselmişti.
Trump'ın fonu ve siyasi tartışmalar
Trump'ın 2017'de kurduğu 'Silahların Yayılmasını Önleme ve Terörizmle Mücadele Fonu' (NAF), başlangıçta kitle imha silahlarının kontrolü için tasarlanmıştı. Ancak son üç yılda fonun kullanım alanı genişletildi. Kongre'ye sunulan belgelere göre, fonun 800 milyon doları Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne hassas güdümlü mühimmat satışına ayrıldı. Demokrat Senatör Chris Murphy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada 'Fon, terörle mücadele bahanesiyle diktatörlere silah satmanın bir aracı haline geldi' dedi. Yargı süreci de devam ediyor: Sivil toplum kuruluşu Democracy Now, fonun anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı. Davacılar, Trump'ın Kongre'yi atlayarak savunma harcaması yaptığını iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu çifte gelişme, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güç dengesini daha da sarsıyor. ABD'nin İran'a yönelik doğrudan askeri müdahalesi, 2019'da bir ABD insansız hava aracının düşürülmesi ve İranlı General Kasım Süleymani'nin 2020'de öldürülmesinin ardından en ciddi tırmanma olarak kayda geçti. Öte yandan Trump'ın fonunun yasal sorunları, ABD'nin uluslararası silah kontrolü taahhütlerine olan güveni zedeliyor. Avrupa Birliği, saldırılarla ilgili endişelerini dile getirirken, Rusya ve Çin tarafları itidale çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanması bekleniyor. Uzmanlar, bu saldırının İran'ın uranyum zenginleştirme programını hızlandırmasına ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla misilleme yapmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de ABD ile karmaşık ilişkilere sahip bir NATO üyesi olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit ediyor; çünkü Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden sağlıyor. Ayrıca ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlık yaratabilir ve İran destekli grupların Türkiye'ye yönelik tehditlerini artırabilir. Trump'ın fonuna yönelik skandal ise, Türkiye'nin ABD'den silah alım süreçlerini etkileyebilir; zira benzer fon mekanizmaları daha önce S-400 krizinde gündeme gelmişti. Ankara'nın bu krizde denge politikasını sürdürmesi bekleniyor.