ABD ile İran arasında haftalardır süren dolaylı müzakerelerin ardından varılan mutabakat zaptı resmen yürürlüğe girdi. İki taraf da anlaşma metnini imzaladıklarını doğrularken, anlaşmanın kapsamı ve Hürmüz Boğazı’nın durumuyla ilgili belirsizlik sürüyor. Özellikle boğazın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılıp açılmadığına dair net bir bilgi paylaşılmadı. Anlaşma, bölgedeki gerilimi azaltma potansiyeli taşırken, uygulamanın nasıl ilerleyeceği merak konusu.
Anlaşmanın arka planı ve ayrıntıları
Mutabakat zaptı, İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar ve ABD'nin yaptırımlarının hafifletilmesi gibi başlıkları içeriyor. Görüşmeler, Umman ve Katar arabuluculuğunda gizli yürütülmüştü. Anlaşma metninde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyenin altında tutması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları askıya alması öngörülüyor. Ayrıca, İran'ın bölgedeki vekil güçlerine yönelik desteğini sınırlaması da maddeler arasında yer alıyor. Ancak anlaşmanın süresi ve denetim mekanizmalarıyla ilgili detaylar kamuoyuyla paylaşılmadı.
Uzmanlar, anlaşmanın özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği açısından kritik olduğunu vurguluyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. İran, geçtiğimiz aylarda artan gerilim nedeniyle boğazı fiilen kapatma tehdidinde bulunmuştu. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte boğazın durumuyla ilgili herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, bölgedeki ticari gemilerin geçişine dair kısmi raporlar geliyor. Petrol fiyatları ise anlaşma haberinin ardından hafif bir düşüş yaşadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Ortadoğu'da İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı aktörler tarafından endişeyle karşılandı. İsrail, İran'ın nükleer programını sınırlama konusunda anlaşmanın yeterli olmadığını savunurken, Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların uygulanmasını bekliyor. Körfez ülkeleri, anlaşmanın deniz güvenliğine katkı sağlamasını umuyor. Öte yandan Rusya ve Çin, anlaşmaya temkinli yaklaşıyor; Tahran'ın uluslararası yaptırımlardan kurtulmasının kendi çıkarlarına etkisini değerlendiriyor. ABD iç siyasetinde ise anlaşma, Biden yönetimine yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi; Cumhuriyetçiler, İran'a çok fazla taviz verildiğini iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından iki yönlü etki yaratabilir. Olumlu senaryoda, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi Ankara’nın enerji ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir ve doğal gaz fiyatlarında rahatlama sağlayabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunu sınırlamaması halinde, Türkiye'nin terörle mücadele ve sınır güvenliği stratejileri olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, ABD-İran yakınlaşmasının Orta Doğu'daki dengeleri değiştirmesi ve Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerini yeniden şekillendirmesi beklenebilir.