Japon denizcilik devi Mitsui O.S.K. Lines’ın CEO’su, şirketinin ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes anlaşmasının “maddi” hale gelmesine kadar Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerine izin vermeyeceğini duyurdu. Financial Times’a konuşan üst düzey yönetici, bölgede yeniden ticari seyrüseferin başlaması için en az birkaç hafta daha bekleneceğini ifade etti. Bu açıklama, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarıyla başlayan ve küresel enerji nakil hatlarını tehdit eden çatışmaların ardından geldi.
Anlaşmanın gölgesinde seyrüsefer belirsizliği
Mitsui O.S.K. Lines CEO’su Takeshi Hashimoto, Financial Times’a verdiği mülakatta, mevcut diplomatik mutabakatın pratikte hayata geçmediği sürece gemilerinin Hürmüz Boğazı’na yanaşmayacağını söyledi. Hashimoto, “Anlaşmanın somutlaştığını görene kadar, tıpkı diğer şirketler gibi biz de termal kömür, sıvılaştırılmış doğal gaz ve petrol taşıyıcılarımızı bölgede riske atmayacağız” dedi. Şirket, çatışmaların başladığı 28 Şubat’tan bu yana boğaz geçişlerini askıya almış durumda. Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 17 milyon varil petrol geçiyor; bu, küresel talebin beşte birine denk geliyor.
Hashimoto’nun açıklamaları, ABD ile İran arasında varılan ateşkesin satır aralarında yatan güven sorununu gözler önüne seriyor. Deniz sigortacıları da geçtiğimiz hafta yaptıkları açıklamada, boğazdaki mayın tehdidi ve seyir güvenliğine ilişkin endişelerin sürdüğünü bildirmişti. Savaş gemileri eşliğinde yapılan konvoy geçişleri ise halen devam ediyor; ancak ticari nakliye şirketleri bu hizmetin maliyetini karşılamakta zorlanıyor.
Bölgesel ve küresel enerji dengeleri
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, başta Çin, Hindistan ve Güney Kore olmak üzere Asya ekonomilerini doğrudan etkiliyor. Bu ülkeler, ham petrol ithalatının büyük bölümünü Basra Körfezi’nden karşılıyor. Mitsui O.S.K. Lines gibi büyük bir taşıyıcının boğazı kullanmaması, navlun fiyatlarında sert artışlara yol açtı. Baltık Değişim Endeksi verilerine göre, süper tankerler için spot navlun oranları çatışma öncesine kıyasla yüzde 45 yükseldi. Enerji piyasalarındaki bu oynaklık, Avrupa’nın LNG ithalatını da tehdit ediyor; çünkü Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen sıvılaştırılmış gazın büyük kısmı Hürmüz rotasını kullanıyor.
Uzmanlara göre, mevcut diplomatik mutabakatın süreklilik arz etmesi halinde bile, ticari sigortacıların ve bankaların bölgeye yönelik teminat vermeye başlaması haftalar alabilir. Bununla birlikte ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), boğazdaki seyir emniyetini sağlamak amacıyla çok uluslu bir deniz görev gücü oluşturduğunu duyurdu. Ancak özel sektör temsilcileri, askeri korumanın ticari riski sıfırlamaya yetmediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından dolaylı ama önemli riskler barındırıyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının yaklaşık üçte birini Irak ve Suudi Arabistan üzerinden karşılasa da, küresel petrol fiyatlarındaki artış doğrudan cari açığa yansıyacaktır. Ayrıca Katar’dan ithal edilen LNG’nin alternatif rotalarının (Umman Denizi-Hint Okyanusu-Süveyş) maliyeti, doğal gaz faturalarını şişirebilir. Diplomatik düzeyde ise Türkiye’nin, bölgede istikrarı kalıcı kılmak için hem Tahran hem de Washington ile ayrı ayrı yürüttüğü temasların önemi artıyor. Ankara’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki pozisyonu ve Rusya ile koordinasyonu, krizin yönetiminde belirleyici olabilir.