Pakistan, ABD ile İran arasında varılan anlaşmada üstlendiği arabuluculuk rolü sayesinde uluslararası alandaki konumunu önemli ölçüde yükseltti. İslamabad yönetimi, bu girişimle yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkıp küresel bir diplomatik paydaş haline geldi. Anlaşmanın sağlanmasında Çin'in lojistik ve siyasi desteği kadar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin de dolaylı katkısı bulunuyor. Pakistan'ın bu hamlesi, özellikle Afganistan'dan çekilme sonrası bölgede artan nüfuz mücadelesinde yeni bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşma müzakereleri yıllardır tıkanmış durumdaydı. 2018'de Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan ağır yaptırımlar, iki ülke arasındaki gerilimi zirveye taşımıştı. Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte yeniden başlayan müzakereler ise İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve ABD'nin yaptırımları gevşetme konusundaki isteksizliği nedeniyle ilerleme kaydedememişti.
Bu noktada Pakistan devreye girdi. Başbakan Şahbaz Şerif, geçtiğimiz aylarda hem Washington hem de Tahran'ı ziyaret ederek taraflar arasında mekik diplomasisi yürüttü. Pakistan'ın bu girişimi, ülkenin hem ABD hem de İran'la tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca Pakistan, İran sınırında yaşanan güvenlik sorunları ve Afganistan'daki gelişmeler nedeniyle bölgesel istikrarın sağlanmasında doğrudan çıkar sahibi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'ın arabuluculuk rolü, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, bölgesel dengeleri de etkileyecek nitelikte. Anlaşma, İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası endişeleri bir ölçüde giderirken, Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarını da hafifletebilir. Suudi Arabistan ve BAE, İran'la doğrudan diyalog kurmakta zorlanırken, Pakistan'ın aracı rolü bu ülkeler için de bir fırsat yaratıyor.
Çin'in bu sürece verdiği destek ise Pekin'in bölgedeki artan nüfuzunu yansıtıyor. Çin, hem Pakistan'la olan stratejik ortaklığı hem de İran'la yürüttüğü ekonomik işbirliği sayesinde, ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor. Öte yandan anlaşma, Hindistan'ı da yakından ilgilendiriyor. Yeni Delhi, Pakistan'ın bu başarısını kendi bölgesel çıkarları açısından bir tehdit olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İran'la nükleer müzakerelerde arabuluculuk yapma potansiyeline sahip ülkeler arasında anılıyordu. Pakistan'ın bu rolü üstlenmesi, Ankara'nın bölgesel diplomasideki konumunu doğrudan etkilemese de, Türkiye'nin İran'la ilişkilerinde yeni bir denklem oluşabilir. Ayrıca, Pakistan'ın elde ettiği bu diplomatik başarı, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'daki arabuluculuk girişimlerine emsal teşkil edebilir. Ekonomik açıdan ise anlaşmanın İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesine yol açması, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir.