ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 23-25 Haziran tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'i kapsayacak bir Ortadoğu turuna çıkıyor. Ziyaretin ana gündem maddeleri, İran ile yapılması planlanan mutabakat zaptı (MoU) ve stratejik Hürmüz Boğazı'nın güvenliği olacak. Rubio'nun bu üç Körfez ülkesindeki temasları, Tahran yönetimiyle devam eden nükleer müzakereler ve bölgedeki deniz güvenliği endişeleri ışığında kritik önem taşıyor. ABD'nin Körfez müttefikleriyle koordinasyonu artırma ve İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşı ortak bir duruş geliştirme hedefi, ziyaretin temel amaçları arasında.
Görüşmelerin Arka Planı ve İran Mutabakat Zaptı
Rubio'nun ziyareti, son haftalarda tırmanan İran-ABD geriliminin ortasında gerçekleşiyor. Tahran yönetimi, nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler nedeniyle Washington'un yeniden yaptırım ve baskı politikalarıyla karşı karşıya. ABD'nin özellikle Hürmüz Boğazı'nda İran'ın askeri varlığına ve ticari gemilere yönelik tacizlerine karşı Körfez ülkelerinden daha somut adımlar beklediği belirtiliyor. Mutabakat zaptı (MoU), İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlaması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngören geçici bir anlaşma olarak tasarlanmış durumda. Ancak İran'ın son dönemde uranyum zenginleştirme seviyesini artırması ve uluslararası denetçilere tam erişim izni vermemesi, müzakereleri çıkmaza sürüklemiş durumda. Rubio'nun BAE, Kuveyt ve Bahreyn'deki mevkidaşlarıyla yapacağı görüşmelerde, bu mutabakatın çerçevesinin nasıl şekilleneceği ve bölge ülkelerinin bu sürece nasıl dahil olacağı ele alınacak. Ayrıca ABD'nin, İran'ın bölgesel milis gruplara verdiği desteğin azaltılması konusunda Körfez ülkelerinin daha aktif rol oynamasını talep etmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı ve Bölgesel Güvenlik Boyutu
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir geçit noktası. İran'ın bu boğazı zaman zaman askeri tatbikatlarla tehdit etmesi, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açıyor. Rubio'nun ziyareti sırasında, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin deniz güvenliği konusundaki kaygılarını dinlemesi ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığının sürdürülmesine yönelik taahhütlerini yinelemesi bekleniyor. Kuveyt, ABD'nin Körfez'deki ana lojistik üslerinden birine ev sahipliği yaparken, Bahreyn'de ABD Donanması'nın Beşinci Filosu konuşlanmış durumda. BAE ise son yıllarda İran ile ticari bağlarını geliştirmekle birlikte, ABD ile güvenlik işbirliğini de derinleştiriyor. Bu ziyaret, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın İran ile normalleşme sürecinin Körfez genelinde yarattığı yankılar ve bölgedeki güç dengeleri açısından da önemli. ABD'nin, Çin'in arabuluculuğunda ilerleyen Riyad-Tahran görüşmelerine mesafeli durduğu biliniyor; bu nedenle Rubio'nun bölgesel müttefiklere ABD'nin hâlâ birincil güvenlik ortağı olduğunu hatırlatması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rubio'nun Körfez ziyareti, Türkiye'nin hem İran hem de Körfez ülkeleriyle olan karmaşık ilişkileri bağlamında yakından izlenmeli. Türkiye, İran ile enerji ithalatı ve ticaret bağları nedeniyle ekonomik çıkarlara sahipken, aynı zamanda Körfez ülkeleriyle de son dönemde normalleşme adımları atıyor. ABD'nin İran'a yönelik yeni bir mutabakat zaptı üzerinde çalışması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini etkileyebilir; zira olası bir anlaşma, İran doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması gibi projeleri canlandırabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz, Türkiye'nin Körfez'den yaptığı petrol ve LNG ithalatını sekteye uğratabilir. Ankara, bu gelişmeleri dikkatle takip ederek hem ABD hem de bölge aktörleriyle dengeli bir politika izlemek durumunda.