İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasında yaşanan ölümcül çatışmalar, Cuma günü yeni imzalanan ABD-İran anlaşmasını daha da zor duruma soktu. Anlaşma, Orta Doğu’daki savaşı sona erdirmeyi hedefliyordu ancak taraflar arasındaki gerilim, İsviçre’de planlanan ABD-İran görüşmelerinin ertelenmesine yol açtı. Tahran’ın baş müzakerecisi, İran’ın anlaşma şartlarını kabul etmeyeceğini ima eden açıklamalar yaparken, sahada ateşkesin kırılgan olduğu görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında haftalar süren kapalı kapı görüşmelerinin ardından imzalanan anlaşma, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması ve bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetlerinin durdurulması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın imzalanmasından sadece günler sonra, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah mevzilerine yönelik hava saldırıları ve Hizbullah’ın roket atışları, tırmanan bir şiddet sarmalını beraberinde getirdi.
Çatışmalarda en az 12 sivil hayatını kaybederken, yüzlerce kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler, tarafları itidal çağrısında bulunurken, ABD Dışişleri Bakanlığı “anlaşmanın ruhuna aykırı” olarak nitelediği saldırıları kınadı. İran ise Hizbullah’ı “meşru müdafaa” ile savunarak, anlaşmanın bu tür olayları önleme kapasitesinin sorgulanmasına neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişmeler, Orta Doğu’daki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. ABD’nin bölgede nüfuzunu artırma çabası, İran’ın nükleer dosyada esneklik göstermesiyle kısmen başarılı olmuşken, Lübnan’daki çatışma anlaşmanın kapsamını sorgulatıyor. İsrail, Hizbullah’ın İran tarafından finanse edildiğini iddia ederek, anlaşmanın bu yönünü eleştiriyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran’ın bölgesel yayılmacılığının durdurulmadığı takdirde anlaşmanın anlamsız kalacağını dile getiriyor.
Küresel ölçekte, anlaşma petrol piyasalarında kısa süreli bir rahatlama sağlasa da, Lübnan’daki tırmanışın enerji fiyatlarını yeniden yükseltebileceği belirtiliyor. Rusya ve Çin, anlaşmayı “olumlu” olarak değerlendirmekle birlikte, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını azaltması halinde kendilerine alan açılacağını hesaplıyor. Analistler, ABD’nin İran’la yaptığı anlaşmayı kurtarmak için İsrail’e daha fazla baskı yapması gerektiğini, ancak bunun İsrail’in güvenlik endişeleriyle çelişebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran anlaşmasını bölgesel istikrar açısından önemli bir adım olarak görüyor; ancak Lübnan’daki çatışmalar, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir kriz riskini artırıyor. Anlaşmanın başarısız olması, İran’ın nükleer programını hızlandırmasına ve vekil güçlerini daha agresif kullanmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki askeri varlığını, mülteci akınlarını ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ankara, hem ABD hem de İran’la diyaloğunu sürdürerek, çatışmanın yayılmasını engellemeye çalışıyor.