ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin 14 maddelik bir mutabakat zaptına dönüştüğü ortaya çıktı. Bloomberg'in The Pulse programında duyurulan habere göre, taslak anlaşma ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması karşılığında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmasını öngörüyor. Müzakerelerin son aşamaya geldiğini belirten kaynaklar, anlaşmanın imzalanması halinde bölgesel gerilimleri azaltabileceğini ancak özellikle Suudi Arabistan ve İsrail'in itirazlarıyla karşılaşabileceğini belirtiyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Temel Maddeleri
2015'te imzalanan ancak 2018'de Trump yönetiminin tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yerini alması planlanan yeni anlaşma, 14 maddelik bir taslak halinde masaya yatırıldı. Taslağın en kritik maddeleri arasında İran'ın %3,67 olan uranyum zenginleştirme oranını %5 ile sınırlandırması, mevcut stoklarının büyük bölümünü yurt dışına göndermesi ve IAEA denetimlerine tam uyum sağlaması yer alıyor. Buna karşılık ABD, petrol ve finans sektörü başta olmak üzere İran'a yönelik tüm ekonomik yaptırımları iki yıl içinde aşamalı olarak kaldırmayı taahhüt ediyor.
Müzakerelere yakın kaynaklar, anlaşmanın ayrıca İran'ın balistik füze programına kısıtlamalar getirmediğini, ancak bölgesel vekil güçlere desteğin azaltılması konusunda niyet beyanı içerdiğini aktarıyor. Bu durum, özellikle Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik İran desteğinin sürebileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Anlaşmanın duyulmasıyla birlikte petrol fiyatlarında 3 doların üzerinde düşüş yaşanırken, İran riyali dolar karşısında %5 değer kazandı. Suudi Arabistan ve İsrail ise anlaşmaya sert tepki göstererek, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı kendi ittifaklarını güçlendireceklerini açıkladı. ABD'li yetkililer anlaşmanın üç aşamalı olarak uygulanacağını ve ilk aşamada İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını IAEA denetiminde yurt dışına sevk edeceğini belirtiyor. Avrupa Birliği, anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, Rusya ve Çin'in müzakerelerdeki rolü dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye için enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde İran doğalgaz ve petrolünün uluslararası piyasalara dönüşü, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve yeni tedarik anlaşmalarının önünü açabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve İsrail'in artan itirazları, Orta Doğu'da yeni bir kutuplaşmayı tetikleyebilir. Türkiye, bu süreçte hem enerji ithalatçısı konumu hem de bölgesel aktör kimliğiyle dengeli bir politika izlemek zorunda kalacak. Anlaşmanın Suriye, Irak ve Yemen'deki dolaylı etkileri ise önümüzdeki aylarda daha net görülecek.