ABD ve İran, aylardır süren çatışmaların küresel ekonomiyi olumsuz etkilemesi ve petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşımasının ardından, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı ve savaşı sonlandırmayı öngören bir anlaşmaya vardı. Üst düzey bir ABD yetkilisi Çarşamba günü, başkent Washington ile Tahran yönetimi arasında varılan ve 'İslamabad Mutabakatı' olarak adlandırılan anlaşmanın metnini kamuoyuna açıkladı. Anlaşma, bölgedeki gerilimi azaltmayı, enerji ticaretinin önündeki engelleri kaldırmayı ve uluslararası sularda güvenli geçişi sağlamayı hedefliyor. Taraflar, anlaşmanın denetimi için tarafsız bir mekanizma kurulmasında da mutabık kaldı.
Anlaşmanın arka planı
Orijinal metin 'İslamabad Mutabakatı' başlığını taşırken, belgenin içeriğinde İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar, ABD'nin yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması ve Hürmüz Boğazı'nda serbest navigasyonun garanti altına alınması gibi maddeler yer alıyor. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3.67 ile sınırlandırmasını, ABD'nin ise petrol ve finans sektörüne yönelik bazı yaptırımları altı ay içinde askıya almasını öngörüyor. Ayrıca iki ülke arasında doğrudan diplomatik temas hatlarının yeniden kurulması ve bölgesel güvenlik konularında iş birliği yapılması da planlanıyor.
Yetkililer, anlaşmanın denetimini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) bırakırken, olası ihlaller durumunda 'yaptırım tetikleme mekanizması'nın devreye gireceğini belirtti. Taraflar, anlaşmayı imzalarken Pakistan, Çin ve Rusya'nın arabuluculuğundan yararlandı. Özellikle Pakistan Dışişleri Bakanı'nın ev sahipliğinde İslamabad'da yapılan müzakereler kritik bir dönüm noktası oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sini etkileyerek fiyatların varil başına 150 doların üzerine çıkmasına neden olmuştu. Anlaşmanın ardından petrol fiyatları %8 gerilerken, uzmanlar bu düşüşün kalıcı olup olmayacağını tartışıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, İsrail ise İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini dile getirdi. İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerin de anlaşma kapsamında ele alınmadığına dikkat çekiliyor.
Çin ve Rusya, anlaşmayı 'diplomasinin zaferi' olarak nitelendirirken, Avrupa Birliği anlaşmanın kapsamını genişleterek İran'ın balistik füze programını da içermesi gerektiğini savundu. ABD Başkanı, anlaşmayı 'tarihi bir adım' olarak tanımlarken, İran Cumhurbaşkanı ise 'halkının haklarının teslim alınması' olarak yorumladı. Anlaşmanın önümüzdeki günlerde her iki ülkenin parlamentosunda onaylanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir kara sınırına sahip olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşu ülkelerden karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecektir. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol tedarikinde maliyetlerin düşmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türk şirketlerinin İran pazarına erişimini kolaylaştırabilir. Ancak ABD ile İran arasındaki yakınlaşmanın, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle olan dengelerini etkilemesi de olasıdır. Ankara'nın, özellikle Irak ve Suriye'deki gelişmelere paralel olarak İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe duyduğu biliniyor.