ABD Savunma Bakanlığı, İran'a yönelik yeni bir hava harekâtı başlattığını duyurdu. Pentagon yetkilileri, gündüz saatlerinde gerçekleştirilen saldırıların hedefinin, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini tehdit eden askeri kabiliyetleri olduğunu açıkladı. Salı günü yeniden yürürlüğe konulan deniz ablukası kapsamında düzenlenen bu operasyon, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Salı günü Beyaz Saray Durum Odası'nda bir strateji toplantısı gerçekleştirdiği bildiriliyor.
Saldırıların Arka Planı ve Hedefleri
ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, hava harekâtının İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'ne bağlı füze rampaları, radar sistemleri ve sürat botu üslerine odaklandığı belirtildi. Yetkililer, operasyonun İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere ve ABD donanma unsurlarına yönelik saldırı kapasitesini “önemli ölçüde” azalttığını iddia etti. Harekâtta kullanılan mühimmat türü ve uçakların menşei hakkında bilgi verilmezken, insansız hava araçlarının da aktif rol oynadığı öğrenildi.
Analistler, bu son müdahalenin ABD'nin bölgedeki caydırıcılık doktrinini yeniden tesis etme çabası olarak yorumluyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın daha önce bu geçidi tehdit etmesi, 2019'da petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve 2020'de ABD'ye ait bir drone'u düşürmesi gibi olaylarla tırmanan gerilimin bir parçası. Trump yönetiminin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve “azami baskı” politikasını benimsemesi, İran'ı daha agresif deniz hamlelerine itmişti. Bu yeni gelişme, iki ülke arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Saldırı haberleri, petrol fiyatlarında anlık artışa yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı %3 yükselerek 72 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir kesintinin küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya neden olacağı uyarısında bulunuyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ekonomileri olumsuz etkileyebilir.
Rusya, henüz saldırılarla ilgili resmi bir kınama yayımlamazken, kaynaklar Kremlin'in durumu “endişeyle izlediğini” bildiriyor. Çin Dışişleri Bakanlığı ise tüm tarafları itidal ve diyaloğa çağırdı. Avrupa Birliği, ABD'nin tek taraflı adımlarının bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği eleştirisini yaparken, İran'ın Birleşmiş Milletler büyükelçisi acil bir Güvenlik Konseyi toplantısı talep etti. Bölge ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar saldırılara temkinli yaklaşırken, İsrail'in ABD operasyonuna lojistik destek sağladığı iddiaları ortaya atıldı.
Bu gelişmeler ışığında, ABD-Körfez İşbirliği Konseyi arasındaki güvenlik bağlarının yanı sıra İran'ın Yemen'deki vekil güçleri üzerinden misilleme yapma olasılığı da masada. Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, bu bağlamda yeni bir cephe açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde alternatif güzergâh arayışlarını (örneğin İran üzerinden gelen boru hattı) ve İran’la sınır güvenliği işbirliğini karmaşıklaştırabilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın şu ana kadar yaptığı “bölgede barış ve istikrarın korunması” çağrısı, Ankara’nın krizin tırmanmasını engelleyici bir diplomatik rol oynama arzusunu yansıtıyor. Bununla birlikte, savaş riskinin artması, NATO’nun güney kanadında bir kriz yönetimi senaryosunu gündeme getirebilir.