ABD'de göçmenlik politikaları sıkılaşırken, iltica başvurusunda bulunan ve ülkeye yasal yollardan giren kişilerin de gözaltına alınma ve sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Göçmenlik avukatı Dree Collopy, son dönemdeki uygulamaların yasal giriş yapanları bile savunmasız bıraktığını vurguladı. Collopy'ye göre, hükümetin iltica sistemine yönelik tutumu, başvuru sahiplerini potansiyel suçlu gibi göstererek onları hedef haline getiriyor. Bu durum, ABD'nin uzun süredir uyguladığı iltica ve mülteci koruma sistemini temelden sarsıyor.
Göçmenlik Politikalarındaki Sertleşme
ABD'de son yıllarda göçmenlik konusundaki tartışmalar daha da kutuplaşmış durumda. Özellikle güney sınırından gelen düzensiz göçmen akınına karşı sert önlemler alınırken, yasal yollardan giren iltica başvuru sahipleri de bu sıkılaştırmadan nasibini alıyor. Uygulamada, iltica başvurusu yapan kişilerin çoğu zaman gözaltı merkezlerinde tutulduğu, duruşmalarının yapıldığı ve süreç sonuçlanana kadar özgürlüklerinin kısıtlandığı biliniyor. Dree Collopy gibi uzmanlar, bu uygulamaların uluslararası hukuka ve ABD'nin mülteci koruma yükümlülüklerine aykırı olduğunu savunuyor.
Trump yönetimi döneminde başlatılan ve ardından gelen yönetimlerde de kısmen devam eden bazı politikalar, iltica başvurularının sınırda reddedilmesi, “kalın ana” politikası olarak bilinen uygulamalarla başvuru sahiplerinin sınır dışında tutulması gibi yöntemleri içeriyordu. Son dönemde ise eyalet düzeyinde ve federal düzeyde göçmenlik yasalarında yapılan değişiklikler, yerel polisin göçmenlik uygulamalarına daha fazla müdahil olmasına yol açtı. Bu da yasal statüde olan kişilerin bile yanlışlıkla gözaltına alınma riskini artırıyor.
Öte yandan, ABD Kongresi'nde göçmenlik reformu konusunda yıllardır süren tıkanıklık, kapsamlı bir çözümü engelliyor. İltica sistemi ise artan başvuru sayısı nedeniyle zaten aşırı yüklenmiş durumda. Mahkemelerdeki birikmiş dosyalar ve uzun bekleme süreleri, başvuru sahiplerini yıllarca belirsizlik içinde bırakıyor. Bu süreçte birçok kişi çalışma izni alamıyor, temel hizmetlere erişemiyor ve sınırdışı edilme korkusuyla yaşıyor.
Uluslararası Boyut ve İnsan Hakları Endişeleri
ABD'nin iltica politikalarındaki sertleşme, uluslararası alanda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve insan hakları örgütleri, ABD'nin bazı uygulamalarını eleştirerek, mülteci haklarının korunması çağrısında bulunuyor. Özellikle Orta Amerika'dan gelen ailelerin ayrılması, çocukların gözaltında tutulması gibi konular küresel tepki toplamıştı. Son dönemde ise COVID-19 pandemisi gerekçesiyle getirilen 42. Madde (Title 42) uygulaması, sınırda iltica başvurularının neredeyse tamamen durdurulmasına yol açtı. Bu uygulama, halk sağlığı gerekçesiyle sınır dışı etme yetkisi veriyordu ve insan hakları savunucuları tarafından sert şekilde eleştirildi.
Uzmanlara göre, ABD'nin iltica sistemindeki sorunlar sadece yasal düzenlemelerle sınırlı değil; aynı zamanda göçmenlik mahkemelerinin bağımsızlığı, avukata erişim hakkı ve tercüman hizmetleri gibi konularda da ciddi eksiklikler var. Dree Collopy gibi avukatlar, müvekkillerinin yasal haklarını savunmakta zorlanıyor ve artan gözaltı sayıları nedeniyle her dosyaya yeterince zaman ayıramıyor. Bu durum, adil yargılanma hakkını da tehdit ediyor.
ABD'nin göçmenlik politikaları, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını da etkiliyor. Tarım, inşaat, hizmet gibi sektörlerde çalışan göçmen işgücü, bu sert politikalar nedeniyle azalıyor. İltica başvuru sahiplerinin çalışma izni almasındaki gecikmeler, işverenleri de zorluyor. Öte yandan, gözaltı ve sınırdışı işlemleri için ayrılan bütçe her yıl artıyor; bu da kaynakların etkin kullanımı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iltica politikalarındaki bu sertleşme, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel göç yönetimi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, coğrafi konumu gereği dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkelerinden biri ve Suriye, Afganistan, Irak gibi ülkelerden gelen göçmenlere ev sahipliği yapıyor. ABD gibi Batılı ülkelerin iltica sistemlerini sıkılaştırması, Türkiye'nin üzerindeki göç yükünü daha da artırabilir. Ayrıca, Türkiye ile ABD arasında göçmenlik konusunda işbirliği ve geri kabul anlaşmaları bulunuyor; ABD'nin uygulamalarındaki değişim, bu işbirliğini de etkileyebilir. Türkiye, insan hakları ve mülteci koruma standartlarına bağlı kalarak, göç yönetiminde dengeli bir politika izlemeye devam etmeli.