ABD'de federal bir yargıç, Posta Servisi'nin (USPS) posta yoluyla oylamaya yönelik yeni kısıtlamalarını ikinci kez durdurdu. Yargıç, USPS'nin talep ettiği acil son teslim tarihlerinin, seçmenlere nasıl oy kullanacakları konusunda bilgi sağlayan gruplar için "kaos" yaratacağını belirtti. Karar, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde posta yoluyla oy kullanma sürecine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Posta Servisi'nin kısıtlamaları ve yargı süreci
Posta Servisi, posta yoluyla oylamada gecikmeleri önlemek gerekçesiyle bazı yeni prosedürler uygulamaya koymuştu. Bu prosedürler, seçim postalarının işlenmesi ve teslimi için sıkı son teslim tarihleri getiriyordu. Ancak seçmen bilgilendirme kuruluşları, bu kuralların kendilerinin bilgi dağıtım çalışmalarını imkânsız hale getireceğini savunarak dava açtı. Yargıç, daha önce de benzer bir kısıtlamayı bloke etmişti; bu kez de aynı gerekçelerle, USPS'nin talebini reddetti. Kararda, "acil son teslim tarihlerinin, seçmen eğitimi ve bilgilendirme faaliyetlerini yürüten gruplar için öngörülemez bir ortam yaratacağı" vurgulandı.
Posta Servisi, karar sonrası yaptığı açıklamada, "yasal süreci değerlendireceğiz" dedi. USPS, posta yoluyla oylamanın güvenliği ve zamanında teslimi konusunda çalışmalarını sürdüreceğini belirtti. Ancak eleştirmenler, Posta Servisi'nin son dönemdeki uygulamalarının posta hizmetlerini siyasallaştırdığını ve seçmen erişimini kısıtladığını öne sürüyor.
Seçim güvenliği ve posta yoluyla oylama tartışmaları
ABD'de posta yoluyla oylama, özellikle 2020 başkanlık seçimlerinde pandemi nedeniyle yaygınlaşmıştı. O dönemde Posta Servisi'nde yapılan değişiklikler ve posta kutularının kaldırılması gibi adımlar büyük tartışma yaratmıştı. 2024 seçimleri yaklaşırken, benzer tartışmalar yeniden gündemde. Demokratlar, posta yoluyla oylamanın seçmen katılımını artırdığını ve özellikle yaşlı, engelli ve kırsal kesimdeki seçmenler için hayati olduğunu savunuyor. Cumhuriyetçiler ise posta yoluyla oylamada usulsüzlük riski bulunduğunu iddia ediyor; ancak birçok bağımsız çalışma, bu tür usulsüzlüklerin çok nadir olduğunu gösteriyor.
Yargıç kararında, Posta Servisi'nin yeni kurallarının "keyfi ve kaprisli" olabileceğine işaret etti. Karar, seçim hukuku uzmanları tarafından, posta yoluyla oylamaya erişimin korunması yönünde önemli bir adım olarak değerlendirildi. Uzmanlar, bu tür davaların seçim öncesi dönemde posta hizmetlerinin tarafsızlığı konusundaki endişeleri artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki posta yoluyla oylama tartışmaları, sadece ülke içi bir mesele olarak kalmıyor; küresel ölçekte seçim güvenliği ve demokratik süreçlere ilişkin algıları da etkiliyor. ABD, dünya genelinde seçim gözlemcisi ve demokrasi teşvik edicisi olarak konumlanırken, kendi seçim altyapısındaki aksaklıklar uluslararası itibarını zedeleyebiliyor. Özellikle otoriter eğilimli rejimler, ABD'deki seçim tartışmalarını kendi iç politikalarını meşrulaştırmak için kullanabiliyor. Ayrıca, posta yoluyla oylama, pandemi sonrası dönemde birçok ülkede seçimlere katılımı artırmak için bir model olarak görülüyor. ABD'deki bu hukuki mücadele, diğer ülkelerdeki seçim kurumları için de bir referans noktası oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de posta yoluyla oylamaya getirilen kısıtlamaların yargı tarafından durdurulması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel demokrasi standartları açısından önem taşıyor. Türkiye'de yurt dışı seçmenlerin oy kullanma süreçleri ve seçim güvenliği tartışmaları zaman zaman gündeme geliyor. ABD'deki bu gelişme, seçimlere erişimin yargı yoluyla korunması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, ABD'nin kendi seçim sistemiyle ilgili tartışmalar, Türkiye-ABD ilişkilerinde demokrasi ve insan hakları boyutunda yeni bir argüman olarak kullanılabilir. Türkiye, kendi seçim sistemini güçlendirirken, uluslararası alanda seçim gözlemi ve standartlar konusunda işbirliğini sürdürebilir.