ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) karşı kapsamlı yaptırımlar uygulamaya hazırlandığı öne sürüldü. İsmi açıklanmayan yetkililere dayandırılan haberlere göre, söz konusu yaptırımlar mahkemenin ödeme sistemlerini, bilgi teknolojileri hizmetlerini ve devam eden soruşturmalarını aksatmayı amaçlıyor. Bu adım, Washington ile Lahey merkezli mahkeme arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıyacak.
Yaptırımların Kapsamı ve Olası Etkileri
Edinilen bilgilere göre, yaptırım paketi doğrudan ICC'nin kurumsal işleyişini hedef alıyor. Mahkemenin uluslararası bankacılık sistemleri üzerinden yaptığı ödemelerin engellenmesi, personel maaşlarının ödenememesi ve BT altyapısının çökertilmesi riski bulunuyor. Ayrıca, ICC'nin yürüttüğü soruşturmalara katkı sağlayan üçüncü ülke vatandaşlarına, tanıklara ve avukatlara yönelik seyahat yasakları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımlar da masada.
ICC, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını yargılama yetkisine sahip. ABD, Roma Statüsü'nü imzalamamış olsa da, ICC'nin Afganistan, Filistin ve Ukrayna gibi hassas dosyalarda Amerikan vatandaşlarını veya müttefiklerini soruşturma girişimleri Washington'ı rahatsız ediyor. Özellikle ICC'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçu iddiasıyla tutuklama emri çıkarma ihtimali, ABD'nin tepkisini artırmış durumda.
Trump yönetimi, daha önce de ICC'ye yönelik yaptırımlar uygulamıştı. 2020'de, mahkemenin Afganistan'daki Amerikan askerlerini soruşturma kararı üzerine, dönemin Başsavcısı Fatou Bensouda ve diğer üst düzey yetkililere yaptırım uygulanmıştı. Ancak bu kez hazırlanan paketin çok daha geniş kapsamlı olduğu ve mahkemenin tüm operasyonel kapasitesini felç etmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
ICC yetkilileri henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak mahkeme içinden gelen bilgiler, yaptırımların örgütün varlığını tehdit edebileceği yönünde. Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin ICC'ye yönelik bu tür yaptırımlarının, uluslararası adalet sistemine indirilecek ağır bir darbe olacağını ve dokunulmazlık kültürünü güçlendireceğini vurguluyor.
Avrupa Birliği ve insan hakları örgütleri, olası yaptırımlara karşı çıkıyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, daha önce yaptığı açıklamada, ICC'nin desteklenmesi gerektiğini ve mahkemeye yönelik her türlü baskının kabul edilemez olduğunu söylemişti. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de yaptırımların, savaş suçları mağdurlarının adalete erişimini engelleyeceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, yaptırımların hukuki dayanağı tartışmalı. ABD'nin kendi iç hukukunda, ICC'ye yönelik yaptırım kararları, 2017'de çıkarılan ve "Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulanmasını" öngören bir yasa tasarısına dayandırılıyor. Ancak bu yasanın uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde güçlü görüşler var. ICC, Roma Statüsü'ne taraf 123 ülke tarafından tanınıyor ve mahkemenin kararları bu ülkeler için bağlayıcı.
Yaptırımların pratik etkileri konusunda belirsizlikler sürüyor. ICC'nin bankacılık işlemleri için kullandığı bazı uluslararası bankaların ABD yaptırımlarına uymak zorunda kalabileceği, bunun da mahkemenin maaş ödemeleri ve tedarik zincirini bozabileceği belirtiliyor. Ayrıca, mahkemenin dijital altyapısına yönelik siber saldırılar veya yazılım lisanslarının iptali gibi önlemler de gündemde.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin ICC'ye yönelik yaptırımları, uluslararası düzenin temel taşlarından biri olan çok taraflılığa ağır bir darbe vuracak. Bu adım, diğer ülkelerin de benzer şekilde uluslararası mahkemelere karşı cezai yaptırımlar uygulamasına zemin hazırlayabilir. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkeler, zaten ICC'nin yetkisini tanımadıklarını açıklamıştı. ABD'nin bu hamlesi, bu ülkelerin pozisyonunu güçlendirebilir.
İsrail-Filistin meselesi açısından, ICC'nin İsrail yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkarması durumunda, ABD'nin İsrail'i korumak için devreye girmesi bekleniyor. Bu da Orta Doğu'da tansiyonu yükseltebilir. Ukrayna savaşı kapsamında ise, ICC'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında çıkardığı tutuklama emri, Batı dünyasında geniş destek görmüştü. ABD'nin ICC'ye yaptırım uygulaması, Ukrayna'daki savaş suçları soruşturmalarını da sekteye uğratabilir.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer sivil toplum kuruluşları, yaptırımların, dünya genelinde savaş mağdurlarının adalet arayışını baltalayacağını belirtiyor. ICC'nin etkisiz hale gelmesi, otoriter rejimlerin işledikleri suçların yanına kâr kalması anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Roma Statüsü'nü imzalamamış olsa da, ICC'nin çalışmalarını yakından takip ediyor. ABD'nin ICC'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin uluslararası hukuka verdiği önemi ve çok taraflılığa olan bağlılığını test edecek. Türkiye, İsrail'in Filistin'de işlediği iddia edilen savaş suçlarına karşı ICC nezdinde girişimlerde bulunmuştu. Yaptırımlar, bu tür girişimleri zayıflatabilir. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı yaptırım politikaları, Türkiye'nin de zaman zaman hedefi oluyor; bu nedenle Ankara, uluslararası kurumlara yönelik benzer adımları dikkatle izliyor. Türkiye, ICC'nin etkinliğinin azalmasını, bölgesel istikrar ve adalet açısından risk olarak görebilir.