ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 29 Mart 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Basra Körfezi’nde devriye görevi yürüten ABD savaş gemilerinin, Hürmüz Boğazı’na yönelen dört İran yapımı insansız hava aracını (İHA) başarıyla düşürdüğünü duyurdu. CENTCOM, söz konusu İHA’ların silahsız olduğunu ancak uluslararası sularda seyreden ABD ve müttefik gemileri için potansiyel bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Olay, bölgede haftalardır süren ve kırılgan bir ateşkesi tehdit eden karşılıklı saldırılar zincirinin son halkası olarak kayda geçti. İran cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmezken, Tahran yönetiminin daha önceki benzer olaylarda ABD’yi kışkırtıcılıkla suçladığı biliniyor.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde tansiyon giderek yükseliyor. ABD ve İran arasında, 2023 yılında imzalanan gayriresmî anlaşma kapsamında sağlanan görece sükûnet, Ocak 2025’ten itibaren artan provokasyonlarla sarsılmaya başladı. Özellikle İran Devrim Muhafızları’na bağlı deniz unsurlarının, ticari gemilere ve ABD savaş gemilerine yakın manevralar yapması, Washington yönetimini harekete geçirdi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, son olayda düşürülen İHA’ların keşif amaçlı olabileceğini, ancak ABD gemilerine 10 kilometre mesafeye kadar yaklaştıkları için müdahale edildiğini açıkladı. Yetkililer, angajman kuralları çerçevesinde önce uyarı yapıldığını, İHA’ların rotasını değiştirmemesi üzerine füze savunma sistemleriyle imha edildiğini ifade etti.
İran ise ABD’nin bölgedeki askeri varlığını “işgalci” olarak nitelendiriyor ve her türlü müdahaleye misilleme yapma hakkını saklı tutuyor. Tahran’daki diplomatik kaynaklar, İran’ın henüz resmi bir açıklama yapmadığını ancak konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşınabileceğini ima etti. Bu arada uluslararası nakliye şirketleri, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan tanker ve yük gemilerine ek güvenlik önlemleri almaları yönünde uyarılar yapıldığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Herhangi bir çatışma veya abluka, küresel enerji fiyatlarında ani yükselişe yol açabilir. Uzmanlar, bu son olayın tırmanma riskini artırdığını belirtiyor. Eğer İran misilleme yoluna giderse, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki diğer aktörler de doğrudan etkilenebilir. ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan Körfez ülkeleri, İran’ın saldırganlığının durdurulması için daha fazla uluslararası baskı çağrısında bulunuyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, olayın tarafları diyaloğa çağırarak gerilimin azaltılmasını istedi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “bölgesel bir çatışmanın felaket olacağını” söyleyerek her iki tarafa da itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Basra Körfezi’ndeki gerginliği yakından takip ediyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, Türkiye’nin enerji ithalatı ve ticaret yolları açısından kritik önem taşıyor. Olası bir kriz, petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye’nin cari açığını artırabilir ve enflasyonist baskıları derinleştirebilir. Ayrıca Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve diplomatik ilişkiler, bu tür gerilimlerden doğrudan etkilenebilir. Ankara, bir yandan bölgesel istikrarı koruma çabası içinde, diğer yandan enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif tedarik kanallarını (Kuzey Irak-Türkiye boru hattı, Karadeniz gazı) güçlendirmeye devam ediyor. Son olay, Türkiye’nin diplomatik girişimlerle tansiyonu düşürme yönündeki çabalarının daha da anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.