ABD ile İran arasında haftalardır süren dolaylı müzakereler sonucunda varılan geçici anlaşma bugün itibarıyla yürürlüğe girdi. Anlaşma kapsamında ABD, Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı ablukayı kaldırdığını duyururken, Tahran’ın nükleer programına ilişkin karmaşık müzakere süreci resmen başladı. İlk sinyaller, petrol tankerlerinin yeniden boğazdan geçmeye başladığı yönünde. Uzmanlar, 60 günlük bu kritik dönemin hem bölgesel dengeleri hem de küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Anlaşmanın ayrıntıları ve beklenen adımlar
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ablukanın kaldırılmasının geçici barışın ilk somut adımı olduğu vurgulandı. İran tarafı ise, nükleer tesislerinde IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu) denetçilerinin yeniden görev yapmasına izin vereceğini duyurdu. Anlaşmanın ikinci aşamasında, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini düşürmesi ve mevcut stoklarının bir kısmını yurtdışına sevk etmesi bekleniyor. ABD’nin talepleri arasında, İran’ın balistik füze programının durdurulması ve bölgesel milislere verdiği desteğin kesilmesi de yer alıyor. Ancak Tahran yönetimi, bu konuların anlaşma kapsamı dışında olduğunu savunuyor. Orta Doğu Programı Direktörü ve kıdemli danışman Mona Yacoubian, sürecin karmaşıklığına dikkat çekerek, “Her iki taraf da kendi kamuoyuna zafer sunmak zorunda. Bu nedenle 60 günlük süreçte ciddi krizler yaşanabilir” değerlendirmesini yaptı.
Küresel petrol piyasalarında rahatlama
Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası seyrüsefere açılması, petrol fiyatlarında düşüş beklentisini beraberinde getirdi. Boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Ablukanın kaldırılmasıyla Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve BAE’nin ihracatında aksama yaşanmayacağı tahmin ediliyor. Uzmanlar, anlaşmanın sürmesi halinde petrol fiyatlarının varil başına 5-7 dolar gerileyebileceğini öngörüyor. Ancak müzakerelerin başarısız olması ve İran’ın yeniden yaptırımlarla karşı karşıya kalması durumunda, fiyatlardaki artışın daha şiddetli olacağı uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ablukanın sona ermesi, petrol ve doğal gaz fiyatlarında öngörülebilirliği artırarak cari açık üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ayrıca Türkiye, hem İran’la komşuluk ilişkileri hem de ABD ile stratejik ortaklığı bağlamında bu süreçte dengeleyici bir rol üstlenebilir. Nükleer müzakerelerin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanması, Türkiye’nin enerji ticaretinde daha aktif bir pozisyon almasının önünü açabilir. Öte yandan, sürecin başarısız olması bölgede yeni bir gerilim dalgası yaratabilir ve bu durum Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.