ABD'de yapılan bir araştırma, beyaz evanjelik Hristiyan seçmenlerin önemli bir bölümünün eski Başkan Donald Trump'ı Tanrı tarafından seçilmiş bir lider olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Bu kişiler, Trump'ın kişisel olarak dindar olduğuna inanmasalar da, onun ABD'yi yönetmek üzere ilahi bir görevle gönderildiğine inanıyor. Bu inanç, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerinde yeniden aday olması durumunda güçlü bir siyasi taban oluşturabilir.
Gelişmenin Arka Planı
Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir ankete göre, beyaz evanjelik Hristiyanların yaklaşık yüzde 57'si Trump'ın Tanrı'nın seçtiği bir lider olduğuna inanıyor. Bu oran, diğer dini gruplara kıyasla oldukça yüksek. Örneğin, Katoliklerin yalnızca yüzde 16'sı, Protestanların ise yüzde 25'i aynı görüşü paylaşıyor. Ankette, Trump'ın kişisel olarak dindar olup olmadığı sorusuna ise yanıtlar farklılaşıyor: Beyaz evanjeliklerin yüzde 54'ü Trump'ı "kişisel olarak dindar" olarak görmese de, yüzde 70'i onun Hristiyanlıkla ilgili bazı değerleri koruduğunu düşünüyor.
Bu eğilim, Trump'ın 2016 ve 2020 seçimlerinde evanjelik destekçilerinin oylarını kazanmasında etkili oldu. Trump, başkanlığı döneminde kürtaj karşıtı politikalar, dini özgürlükler ve Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması gibi konularda evanjeliklerin beklentilerini karşıladı. Ancak, kişisel hayatı ve söylemleri nedeniyle bazı dini liderler tarafından eleştirildi.
Bölgesel veya Küresel Boyut
ABD'deki bu dini-siyasi dinamik, yalnızca iç politikayı değil, küresel gelişmeleri de etkiliyor. Trump'ın İsrail politikaları, özellikle Kudüs'ün başkent olarak tanınması ve İran nükleer anlaşmasından çekilmesi, Ortadoğu'da önemli sonuçlar doğurdu. Ayrıca, Trump'ın evanjelik tabanına dayanan dış politikası, uluslararası ittifaklar ve ticaret anlaşmalarında da belirleyici oldu. Eğer Trump 2024'te yeniden seçilirse, bu dini-ideolojik çerçevenin küresel politikada daha da belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'deki dini grupların siyasi tercihlerinin Türkiye-ABD ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebileceğini gösteriyor. Trump döneminde ABD'nin Suriye'den çekilme kararı ve F-35 programından çıkarılması gibi konularda Türkiye'yi doğrudan etkileyen adımlar atılmıştı. Trump'ın yeniden başkan olması halinde, evanjelik tabanın etkisiyle benzer politikaların devam etmesi mümkün. Özellikle İsrail-Filistin meselesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları konularında, ABD'nin tutumu Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışabilir. Bu nedenle, Ankara'nın ABD'deki dini-siyasi dinamikleri yakından takip etmesi stratejik bir önem taşıyor.