ABD’de federal bir yargıç, Cuma günü Trump yönetiminin Federal Acil Durum Yönetim Ajansı’nın (FEMA) işgücünü yarıya indirme girişiminin yasaları ihlal ettiğine karar verdi. Karar, ülkenin kasırga sezonunun ortasında geldi. ABD Bölge Yargıcı Susan Illston, emrinde İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) ve FEMA’nın yasal düzenlemelere aykırı hareket ettiğini belirtti. Illston, ajansın personel kesintilerinin yasal çerçevede yapılmadığını vurguladı. Bu karar, afet müdahale kapasitesi üzerindeki endişeleri artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana federal ajanslarda küçülmeye gitmiş, FEMA da bu politikalardan nasibini almıştı. Yönetim, ajansın işgücünü yarıya indirmeyi planladığını açıklamış, ancak bu hamlenin yasal dayanağı tartışma konusu olmuştu. FEMA, doğal afetlerde hayati bir rol oynuyor; kasırga, sel, deprem gibi olaylarda koordinasyonu sağlıyor. Yargıç Illston, kararında, yönetimin Kongre’nin onayı olmadan böyle bir kesintiye gidemeyeceğini ve mevcut yasaların ajansın işlevlerini koruma altına aldığını ifade etti. DHS ve FEMA’nın savunması ise, kesintilerin verimlilik artışı sağlayacağı yönündeydi. Ancak mahkeme, bunun yasalara aykırı olduğunu tespit etti.
FEMA’nın bütçesi ve personel yapısı, Kongre tarafından belirlenen yasalar çerçevesinde şekilleniyor. Yönetimin idari tasarruflarla bu yapıyı değiştirmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı bulundu. Karar, afet uzmanları ve sendikalar tarafından memnuniyetle karşılandı. FEMA çalışanları, son aylarda artan iş yükü ve belirsizlikten şikayetçiydi. Uzmanlar, personel azaltımının afet müdahalesini felç edebileceği uyarısında bulunuyordu. Özellikle Atlas Okyanusu’nda aktif bir kasırga sezonu yaşanırken, böyle bir kararın zamanlaması eleştirilmişti. Yargıç Illston’ın kararı, yönetimin planını durdurdu; ancak temyiz süreci başlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
FEMA, yalnızca ABD içinde değil, uluslararası afet yardımlarında da zaman zaman rol alıyor. Ajansın kapasitesinin zayıflatılması, ABD’nin küresel insani yardım operasyonlarındaki etkinliğini de dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, karar, ABD’de yargının yürütme üzerindeki denetiminin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Trump döneminde sıkça yaşanan yargı-yürütme çatışmalarına bir yenisi eklenmiş oldu. Bu tür kararlar, ABD’nin federal sisteminde hukuk devleti ilkesinin işleyişine dair uluslararası alanda bir referans niteliği taşıyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı hava olayları, afet yönetimi ajanslarının önemini artırıyor; FEMA’nın zayıflatılması, küresel iklim adaptasyonu çabalarına da gölge düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem ve sel gibi doğal afetlerle sık karşılaşan bir ülke olarak afet yönetimi kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor. FEMA’nın karşı karşıya kaldığı bu tür siyasi müdahaleler, afet yönetiminin siyaset üstü tutulması gerektiğini gösteriyor. Türkiye’nin AFAD’ı da benzer şekilde merkezi bir yapıya sahip; karar, afet ajanslarının bağımsızlığı ve yasal güvencelerinin önemini vurguluyor. Ayrıca, ABD’deki bu gelişme, NATO müttefiki olarak Türkiye’nin ABD ile afet yardımlaşması ve insani yardım konularındaki iş birliğini dolaylı etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda uluslararası afet yardımlarında aktif rol alıyor; FEMA’nın zayıflaması, küresel yardım koordinasyonunda boşluk yaratabilir. Bu da Türkiye’nin insani diplomasi açısından önemini artırabilir.