ABD ve Hindistan, uzun süredir müzakere edilen kapsamlı ticaret anlaşmasının ilk aşamasında sona yaklaştıklarını sinyallerini verirken, masadaki kritik başlıklar çözüm bekliyor. İki ülke liderleri, geçtiğimiz haftalarda yaptıkları açıklamalarda anlaşmanın tamamlanması için iradelerinin güçlü olduğunu belirttiyse de, tarifeler, pazar erişimi ve fikri mülkiyet hakları gibi konulardaki görüş ayrılıkları süreci yavaşlatıyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın yalnızca ikili ticareti değil, aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesindeki jeopolitik dengeleri de etkileyeceğini vurguluyor.
Anlaşmanın arka planı ve temel tıkanma noktaları
Temmuz 2024'te başlayan müzakerelerin ilk aşaması, özellikle tarım ürünleri, otomotiv, ilaç ve teknoloji alanlarında yoğunlaşmış durumda. Hindistan, ABD'ye yönelik yüksek gümrük vergilerini (örneğin otomobillerde %100'e varan oranlar) düşürmeyi teklif ederken, Washington da New Delhi'den süt ürünleri ve tıbbi cihazlar gibi sektörlerde pazarını daha fazla açmasını talep ediyor. Bunun yanı sıra, Hindistan'ın e-ticaret verilerine getirdiği yerelleştirme zorunluluğu ve ABD'li teknoloji şirketlerine yönelik kısıtlamalar, anlaşmanın en hassas başlıkları arasında yer alıyor. Özellikle veri akışı ve dijital hizmetler konusundaki düzenlemeler, iki ülkenin çıkarlarının kesişmediği alanlar olarak öne çıkıyor.
Analistler, Trump yönetiminin 'Amerika Birinci' politikası ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin 'Atmanirbhar Bharat' (Kendine Yeten Hindistan) hedefi arasındaki çelişkinin, müzakereleri zorlaştırdığına dikkat çekiyor. Hindistan, yerli üretimi teşvik eden politikalarından vazgeçmek istemezken, ABD de ticaret açığını kapatmak için somut adımlar bekliyor. Geçtiğimiz ay Mumbai'de yapılan baş müzakereciler toplantısında, bazı konularda ilerleme kaydedilse de, tarım sübvansiyonları ve vize politikalarındaki farklılıklar henüz çözülebilmiş değil.
Bölgesel ve küresel boyut: Hint-Pasifik dengesi
Bu ticaret anlaşması, ABD'nin Çin'in bölgedeki artan nüfuzuna karşı Hindistan'ı stratejik bir ortak olarak konumlandırma çabasının bir parçası olarak görülüyor. Savunma ve teknoloji alanındaki iş birliklerine ticari ayağın eklenmesi, Quad yapısını güçlendirecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Ancak anlaşmanın gecikmesi, özellikle Çin'in Asya'da imzaladığı RCEP gibi bölgesel ticaret anlaşmaları karşısında ABD'nin elini zayıflatıyor. Avrupa Birliği de ticaret politikasında daha iddialı adımlar atarken, ABD-Hindistan anlaşmasının bir an önce tamamlanması, Batı ittifakının ekonomik boyutunu sağlamlaştıracaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Hindistan ticaret anlaşması, doğrudan Türkiye'yi hedef alan bir gelişme olmasa da, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi açısından önemli sinyaller taşıyor. Hindistan'ın artan üretim kapasitesi ve ucuz iş gücü, Türkiye'nin özellikle tekstil, otomotiv ve savunma sanayindeki ihracat pazarlarında Hindistan ile rekabeti artırabilir. Ayrıca, anlaşmanın sağladığı avantajlarla Hindistan, ABD pazarında Türkiye'ye kıyasla daha uygun koşullara sahip olabilir. Türkiye, bu gelişmeyi kendi ticaret stratejilerini çeşitlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirmeli ve ABD ile benzer bir ticaret anlaşması için diyalog kanallarını açık tutmalıdır.