ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japonya hükümeti ve merkez bankasının yenin değerlenmesini sağlayacak adımlar atacağına inandığını belirterek, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) Eylül ayında faiz oranlarını artırabileceği sinyalini verdi. Bessent'in CNBC'ye yaptığı açıklamalar, dolar-yen paritesindeki hareketlilik ve küresel piyasalardaki etkileri nedeniyle yakından izleniyor.
Bessent'in Açıklamaları ve Piyasa Etkileri
Bessent, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Japonya'nın, yenin daha güçlü olmasını sağlayacak politikalar izleyeceğine inanıyorum. Bu, hem Japonya ekonomisi hem de küresel ticaret dengesi için olumlu olacaktır" dedi. Bu sözler, piyasalarda BOJ'un Eylül toplantısında faiz artırımına gideceği beklentisini güçlendirdi. Bessent'in bir gün önceki açıklamaları da benzer yöndeydi; Japon yetkililerle yaptığı görüşmelerde yenin zayıflığının küresel ticarette dengesizliklere yol açtığını vurgulamıştı.
Japonya Merkez Bankası, uzun süredir devam eden negatif faiz politikasını Mart 2024'te sona erdirmiş, ancak faiz oranlarını hala çok düşük seviyelerde tutuyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, enflasyon hedefi olan yüzde 2'ye ulaşma konusunda kararlı olduklarını ancak ekonomik koşulların gerektirdiği hızda hareket edeceklerini belirtiyor. Ancak ABD'li yetkililerin artan baskısı, BOJ'un elini güçlendirebilir.
Yen, bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 10 değer kaybederek 1990'lardan bu yana en düşük seviyelerini gördü. Zayıf yen, Japonya'nın ihracatını desteklese de, enerji ve gıda ithalatını pahalı hale getirerek iç enflasyonu körüklüyor. Bu durum, Japonya'da haneler üzerinde olumsuz etki yaparken, hükümetin onay oranlarını da düşürüyor.
Küresel Ekonomi ve Ticaret Dengesi Üzerindeki Etkiler
Bessent'in bu açıklamaları, sadece Japonya ile sınırlı değil. ABD ile Japonya arasındaki ticaret açığı, zayıf yen nedeniyle artış gösteriyor. ABD, Japonya'dan yapılan ithalatın pahalılaşmasını ve Amerikan mallarının Japonya'da rekabetçiliğini kaybetmesini istemiyor. Bu nedenle, Washington'un Tokyo'ya yenin değerlenmesi yönünde baskı yapması, ticaret dengesini düzeltme çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Öte yandan, BOJ'un faiz artırması durumunda, yen cinsinden varlıklar daha cazip hale gelecek ve bu da küresel sermaye akışlarını etkileyebilir. Özellikle, düşük faizli yen ile finanse edilen carry trade pozisyonları çözülebilir ve bu durum gelişmekte olan piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir. Analistler, BOJ'un Eylül'de faiz artırmasının, küresel piyasalarda kısa vadeli volatiliteyi artırabileceğini ancak uzun vadede daha sağlıklı bir denge sağlayacağını ifade ediyor.
Uzmanlar, Japonya'nın faiz artırımı konusunda aceleci davranmaması gerektiğini, çünkü ekonominin hala kırılgan olduğunu ve enflasyonun hedefin altında seyrettiğini belirtiyor. Ancak ABD'nin baskısı ve küresel piyasalardaki beklentiler, BOJ'un hareket alanını daraltıyor. BOJ'un önümüzdeki toplantılarında nasıl bir karar alacağı, dünya ekonomisi açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Japonya ile gelişmiş ekonomik ilişkilere sahip olmasa da, küresel piyasalardaki bu tür gelişmeler, gelişmekte olan ülkeler için önemli sonuçlar doğurabilir. BOJ'un faiz artırımı, küresel likiditenin azalmasına yol açabilir ve bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, yenin değerlenmesi, Japon yatırımcıların küresel portföylerini yeniden dengelemesine neden olabilir ve bu da gelişmekte olan piyasalardan çıkışlara yol açabilir. Türkiye'nin ekonomik istikrarını koruyabilmesi için, bu tür küresel gelişmeleri yakından izlemesi ve olası sermaye hareketlerine karşı önlemler alması gerekiyor.