ABD'de göç mahkemelerinin bağımsızlığı giderek erozyona uğrarken, yargı sürecinin artık adalet görüntüsünü dahi yansıtmadığı ifade ediliyor. Kongre'nin, mahkemeleri Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) yapısından çıkararak siyasi müdahaleden koruması gerektiği belirtiliyor. Bu durum, binlerce sığınmacının kaderini doğrudan etkiliyor.
Artan siyasi baskı ve bağımsızlık sorunu
ABD göç mahkemeleri, Adalet Bakanlığı'na bağlı bir birim olarak faaliyet gösteriyor. Başsavcı, mahkemeler üzerinde doğrudan yetki sahibi. Bu da yargıçların kararlarının siyasi çizgiye uygun olup olmadığının denetlenebildiği bir sistem yaratıyor. Uzmanlar, bu yapının yargı bağımsızlığı ilkesiyle bağdaşmadığını ve özellikle Trump döneminde Başsavcı'nın kararları geri çevirme yetkisini sıkça kullanmasının sistemi iyice zedelediğini vurguluyor. Biden yönetimi sorunu giderememiş durumda.
Mevcut sistemde göç yargıçları, DOJ tarafından atanıyor ve performans değerlendirmelerine tabi tutuluyor. Bu da onları hükümet politikalarına uygun karar vermeye yönlendirebiliyor. Özellikle sınır güvenliği tartışmalarının yoğunlaştığı dönemlerde, mahkemeler üzerindeki baskı artıyor. Son gelişme olarak Biden yönetiminin yeni sığınma kuralları, mahkeme bağımsızlığı endişelerini daha da derinleştirmiş durumda. Kongre, 2021'de sunulan ancak ilerlemeyen "Göç Mahkemeleri Bağımsızlık Yasası"nı yeniden gündeme almalı.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD göç mahkemelerindeki bu adalet erozyonu, Avrupa başta olmak üzere dünya genelindeki benzer sistemler için de uyarı niteliği taşıyor. ABD'nin sığınma başvurularını reddetme oranı yıllar içinde yükselirken, başvuru sahiplerinin önemli bir kısmı dil engeli ve hukuki temsil yetersizliği nedeniyle hak arayışında zorlanıyor. Sistemin iyileştirilmemesi halinde, uluslararası insan hakları normlarına aykırı uygulamaların artması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), konuyu yakından izliyor. Bölgesel olarak ise özellikle Orta Amerika ülkelerinden gelen sığınmacı akını, mahkemeler üzerindeki yükü artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD göç mahkemelerindeki bu sistemik sorun, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü geri kabul anlaşmaları ve mülteci politikaları açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye, Avrupa'ya geçiş yapan sığınmacıların ilk karşılandığı ülke olarak benzer bağımsızlık ve adil yargılanma talepleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca ABD'nin uygulamaları, küresel mülteci rejimi üzerinde belirleyici olduğu için Türkiye'nin uluslararası platformlardaki mülteci savunuculuğunu etkileyebilir. Ankara, bu gelişmeleri takip ederek kendi yargı süreçlerinde bağımsızlık ve şeffaflık standartlarını yükseltmelidir.