ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıdalarda bulunan toksik PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) olarak bilinen “sonsuza dek kimyasallar” için yasal limitler belirlenmesini talep eden bir dilekçeyi reddetti. Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve bağımsız araştırmalar, gıdaların PFAS maruziyetinde en büyük kaynak olduğunu ortaya koyarken, FDA’nın bu kararı halk sağlığı savunucuları tarafından büyük bir hayal kırıklığı olarak nitelendirildi. Karar, ABD’de gıda güvenliği düzenlemelerinin yetersizliğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
PFAS, su ve yağa karşı dayanıklılıkları nedeniyle gıda ambalajlarından yapışmaz tavalara, tekstilden yangın söndürme köpüklerine kadar pek çok alanda kullanılan sentetik kimyasallardır. Doğada çözünmemeleri ve insan vücudunda birikebilmeleri nedeniyle “sonsuza dek kimyasallar” olarak adlandırılırlar. Çevre Koruma Ajansı’na göre, neredeyse tüm Amerikalıların kanında PFAS bulunuyor. Uzun süreli maruziyet; bağışıklık sistemi baskılanması, tiroid hastalıkları, yüksek kolesterol, böbrek ve testis kanseri gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir.
FDA’nın reddettiği dilekçe, çevre ve tüketici grupları tarafından 2023 yılında sunulmuştu. Dilekçede, EPA’nın içme suyunda PFAS için belirlediği sağlık tavsiye seviyelerine atıfta bulunularak, gıdalarda da benzer limitler getirilmesi talep ediliyordu. Ancak FDA, mevcut bilimsel kanıtların gıdalardaki PFAS için güvenli bir limit belirlemeye yeterli olmadığını savundu. Ajans, bunun yerine gıda endüstrisiyle gönüllü geri çağırma ve kullanımın azaltılması yönünde çalışmaya devam edeceğini açıkladı. Eleştirmenler, FDA’nın bu yaklaşımının yetersiz olduğunu ve endüstrinin kendi kendini düzenlemesine güvenmenin kamu sağlığını tehlikeye attığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
PFAS kirliliği yalnızca ABD’nin değil, küresel bir sorundur. Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıllarda PFAS’ın kullanımını kısıtlamak için kapsamlı düzenlemeler getirirken, Almanya, Danimarka ve Hollanda gibi ülkeler içme suyunda ve gıdada limitler belirlemiştir. ABD’de ise EPA, içme suyunda PFAS için zorunlu standartlar getirmeye hazırlanıyor ancak gıda konusunda FDA’nın tavrı endişe yaratıyor. Karar, ABD’nin küresel PFAS düzenlemelerinde geride kaldığına dair eleştirileri güçlendiriyor. Özellikle uluslararası ticarette, ABD kaynaklı gıdaların farklı standartlara tabi olması, potansiyel ticari uyuşmazlıklara yol açabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde PFAS kullanımı denetlenmediğinden, sorun sınır ötesi bir boyut kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
PFAS kimyasallarının Türkiye’de gıda güvenliği açısından henüz yeterli düzenlemeye tabi tutulmadığı görülmektedir. ABD’deki bu gelişme, küresel tedarik zincirlerinde PFAS içeren ürünlerin izlenebilirliğini zorlaştırabilir. Türkiye, gıda ithalatında AB standartlarını esas aldığından, AB’nin PFAS konusundaki sıkı düzenlemelerine uyum sağlamak zorunda kalacaktır. Ayrıca, Türkiye’de yapılan bazı bilimsel çalışmalar, içme sularında ve balık gibi gıdalarda PFAS varlığına işaret etmektedir. Bu nedenle, Türk gıda güvenliği otoritelerinin PFAS izleme programları başlatması ve ulusal limitler belirlemesi, halk sağlığının korunması ve uluslararası ticarette olası engellerin önlenmesi açısından önem arz etmektedir.