ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin iklim ve okyanus araştırmalarına yönelik federal fonları büyük ölçüde kesmesi, küresel okyanus bilimi alanında derin bir boşluk yarattı. Bu boşluğu doldurmak üzere Avrupa Birliği (AB) devreye girerken, uzmanlar Avrupa'nın sunduğu kaynakların ABD'ninkilerle kıyaslanamayacak ölçüde sınırlı olduğu uyarısında bulunuyor. Okyanus araştırmaları için hayati önem taşıyan bu dönüşüm, bilimsel iş birliğinin geleceği ve özellikle deniz seviyesi yükselmesi, biyoçeşitlilik kaybı gibi küresel tehditlerle mücadele açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Atlantik'in iki yakasında tersine dönen bilim rüzgarı
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ve Ulusal Bilim Vakfı'nın (NSF) bütçelerinde yapılan büyük kesintiler, Amerikalı araştırmacıları fon bulma konusunda zor durumda bırakırken, birçok uluslararası ortak projenin de askıya alınmasına yol açtı. Trump yönetimi, iklim değişikliği bilimini 'aldatmacalık' olarak nitelendirip okyanus gözlem ağları ve ekosistem çalışmalarına ayrılan kaynakları başka önceliklere kaydırdı.
Bu durum karşısında Avrupa Komisyonu, Ufuk Avrupa (Horizon Europe) programı kapsamında okyanus araştırmalarına yönelik yeni çağrılar yayımladı. AB, özellikle 'Mavi Büyüme' ve 'Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi' hedefleri doğrultusunda, derin deniz madenciliğinden deniz kirliliğine kadar geniş bir yelpazede projeleri finanse etmeyi planlıyor. Ancak ABD'nin bilim bütçesinin yaklaşık 6 milyar dolar, NOAA'nın yıllık bütçesinin ise 5,5 milyar dolar civarında olduğu düşünülürse, AB'nin okyanus araştırmalarına ayırdığı fonun bu miktarın çok altında kaldığı görülüyor.
Küresel okyanus biliminde yeni bir denklem
Uluslararası toplum, okyanusların sağlığının korunması için koordineli araştırmaların şart olduğunda hemfikir. ABD'nin çekilmesi, mevcut küresel projelerin birçoğunu olumsuz etkiledi. Örneğin, Argo adlı küresel okyanus gözlem şamandıra ağının genişletilmesi ve bakımı için gereken fonun önemli bir kısmı ABD'den karşılanıyordu. Avrupa, bu açığı kapatmak için İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerle ortak girişimler başlattı. Norveç ve İzlanda gibi Kuzey Atlantik ülkeleri de balıkçılık yönetimi ve deniz biyolojisi alanındaki araştırmalara ağırlık veriyor.
Bununla birlikte, uzmanlar ABD olmadan küresel okyanus araştırmalarının yavaşlayacağı ve veri paylaşımının sekteye uğrayacağı endişesini taşıyor. Özellikle Pasifik Okyanusu ve Antarktika çevresindeki araştırmalar, ABD donanması ve araştırma gemilerinin desteğine büyük ölçüde bağımlıydı. Bu boşluğu doldurmak için Çin ve Japonya gibi Asya ülkelerinin daha aktif rol oynaması bekleniyor, ancak bu durum bilimsel rekabetin ve jeopolitik gerilimlerin de tırmanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak okyanus araştırmalarındaki bu dönüşümden doğrudan etkileniyor. Karadeniz, Akdeniz ve Ege'de deniz kirliliği, biyoçeşitlilik ve iklim değişikliğinin etkileri üzerine yürütülen çalışmalar, uluslararası fonlara bağımlı. ABD'nin fon kesintileri, Türkiye'nin ortak olduğu bazı araştırma projelerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB'nin okyanus araştırmalarına yönelmesi, Türkiye'nin Ufuk Avrupa programına katılımını ve AB ile bilimsel iş birliğini artırma fırsatı sunuyor. Özellikle Mavi Vatan doktrini çerçevesinde deniz yetki alanlarının haritalanması ve sürdürülebilir balıkçılık yönetimi için bu fonlar kritik önem taşıyor. Türkiye, bu süreçte Avrupa ile iş birliğini derinleştirerek hem kendi deniz araştırma kapasitesini geliştirebilir hem de küresel okyanus yönetişiminde daha etkin bir rol oynayabilir.