ABD, Çin ile Filipinler arasında Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlığının tırmandığı bir dönemde Manila yönetimine yaklaşık 13 milyon dolar (güncel kurla yaklaşık 400 milyon TL) değerinde otonom sualtı araçları hibe etti. Deniz ve okyanus yüzeyinin altında ve üstünde veri toplama kapasitesine sahip bu araçlar, Filipinler'in deniz alanlarını izleme ve haritalama kabiliyetini önemli ölçüde artıracak. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu araçların deniz güvenliği, çevre koruma ve afet yönetimi gibi alanlarda kullanılacağı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Hibe, ABD ile Filipinler arasındaki savunma işbirliğinin bir parçası olarak gerçekleşti. İki ülke 1951'den bu yana Karşılıklı Savunma Antlaşması ile bağlı. Son yıllarda Çin'in Güney Çin Denizi'nde askeri varlığını artırması ve Filipinler'in egemenlik alanına girdiği iddia edilen bölgelerde inşaat faaliyetleri yürütmesi, tansiyonu yükseltti. ABD, Filipinler'in ittifakın beşinci maddesi kapsamında savunmasını destekleme taahhüdünü yinelerken, Çin ise bölgeyi kendi “hayati çıkar alanı” olarak tanımlıyor.
Otonom sualtı araçları, özellikle Filipinler'in 200 deniz milini aşan münhasır ekonomik bölgesinde devriye ve keşif faaliyetlerinde kullanılacak. Filipin Donanması, bu araçlarla deniz tabanı haritalaması, su altı mayın taraması ve çevresel izleme yapmayı planlıyor. Araçların ayrıca Çin'in bölgedeki balıkçı gemilerini ve askeri faaliyetlerini izlemede kritik rol oynaması bekleniyor.
ABD'nin bu hamlesi, Çin'in Tayvan ve Güney Çin Denizi'ndeki artan baskısına karşı Hint-Pasifik bölgesinde müttefiklerini güçlendirme stratejisinin bir parçası. Pentagon yetkilileri, benzer hibelerin diğer bölge ülkelerine de yapılabileceğini ima etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünya deniz ticaretinin üçte birine ev sahipliği yapıyor ve büyük enerji rezervlerine sahip. Çin, Endonezya, Filipinler, Malezya, Vietnam, Brunei ve Tayvan'ın egemenlik iddialarının çakıştığı bölgede, Pekin yönetimi yapay adalar inşa ederek askeri üsler kurdu. Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin 2016'da Çin'in iddialarını reddeden kararına rağmen, Çin kararı tanımadığını açıkladı.
ABD ve müttefikleri, Çin'in bölgedeki agresif tutumuna karşı ortak tatbikatlar ve devriye uçuşları düzenliyor. Filipinler, ABD dışında Japonya, Avustralya ve Güney Kore ile de savunma işbirliğini derinleştiriyor. Uzmanlar, sualtı araçları gibi teknolojik yardımların, geleneksel askeri varlığın yanı sıra asimetrik caydırıcılık sağladığını belirtiyor. Bu durum, bölgesel güç dengesinde Çin lehine olan kaymayı dengelemeye yönelik bir adım olarak görülüyor.
Öte yandan, Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin hibesini "bölgesel barışı tehdit eden bir provokasyon" olarak nitelendirdi. Pekin, Filipinler'i ABD'nin kuklası olmakla suçlarken, Manila ise egemenlik haklarını korumakta kararlı olduğunu vurguluyor. Krizin tırmanması halinde, iki nükleer gücün arasında sıkışan Filipinler'in iç siyasetinde de yankı uyandırması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik bölgesinde doğrudan bir aktör olmasa da, Çin'in denizlerdeki genişleme politikası küresel ticaret yollarının güvenliğini etkiliyor. Türkiye, ekonomisinin büyük bölümünü deniz ticaretine bağımlı bir ülke olarak, Güney Çin Denizi'ndeki gerginliğin Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu rotalarına yansımalarını dikkatle izliyor. Ayrıca, Türkiye'nin Çin ile ilişkileri ekonomik işbirliğine dayanırken, ABD ile stratejik ortaklığı savunma ve güvenlik alanında yoğunlaşıyor. Bu kriz, Ankara'nın iki büyük güç arasında denge politikasını zorlayabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin benzer teknolojilere erişimi ve kendi sualtı araştırma kapasitesini geliştirme çabaları da bu bağlamda dikkat çekiyor.