WASHINGTON, 23 Temmuz - ABD Eğitim Bakanlığı, federal eğitim kurumlarında on yıllardır uygulanan ve genellikle kasıtsız ayrımcı etkiler yaratan politikaları yasaklayan "orantısız etki" düzenlemelerini kaldırdı. Bu adım, Trump yönetiminin eğitimde fırsat eşitliğine yaklaşımını yansıtırken, sivil haklar örgütleri ve eğitim savunucuları tarafından "tarihi bir geri adım" olarak değerlendiriliyor. Bakanlık, yeni düzenlemelerle birlikte okulların ve yükseköğretim kurumlarının disiplin, kaynak dağıtımı ve kabul politikalarında daha esnek hareket edebileceğini belirtti. Ancak eleştirmenler, bu kararın özellikle azınlık öğrenciler için eşitsizliği derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
"Orantısız etki" kavramı, 1964 Sivil Haklar Yasası'nın VI. Başlığı'na dayanmaktadır. Bu yasa, federal fon alan programlarda ırk, renk veya ulusal kökene dayalı ayrımcılığı yasaklar. 2011 yılında Obama yönetimi tarafından yayınlanan rehber ilkeler, okul disiplininde ırksal eşitsizlikleri gidermeyi amaçlamıştı. Ancak bu ilkeler, özellikle muhafazakâr çevreler tarafından "aşırı müdahaleci" olarak eleştiriliyordu. Trump yönetimi, bu düzenlemelerin okul yöneticileri üzerinde "korku kültürü" yarattığını savundu. Yeni düzenlemeyle birlikte, ayrımcılık iddialarının kanıtlanması için kasıtlı niyet gösterme şartı getiriliyor. Bu, uzmanlara göre ayrımcılık mağdurlarının davalarını kazanmasını neredeyse imkansız hale getirecek.
Eğitim Bakanlığı Sivil Haklar Ofisi'ne göre, 2018 yılında kaydedilen 18.000'den fazla şikayet, orantısız etki düzenlemeleri olmadan değerlendirilemeyecek. Örneğin, siyah öğrencilerin beyaz akranlarına göre üç kat daha fazla disiplin cezası alması gibi istatistiksel eşitsizlikler, artık ayrımcılık kanıtı olarak kullanılamayacak. Bu durum, özellikle Afro-Amerikan ve Latin topluluklarında büyük tepki çekiyor. Eğitim eşitliği savunucusu gruplar, kararı federal mahkemede dava etme hazırlığı yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu gelişme, küresel eğitim politikaları açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, eğitimde ayrımcılığın önlenmesi konusunda ABD'yi daha önce de uyarmıştı. Bu karar, uluslararası toplumda ABD'nin sivil haklar konusundaki taahhüdünü sorgulatan bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, eğitimde fırsat eşitliği politikalarıyla bilinirken, ABD'nin bu düzenlemeyi kaldırması, eğitim reformlarında bir gerileme olarak görülüyor. Öte yandan, koronavirüs salgını sırasında zaten derinleşen eşitsizlikler, bu kararla birlikte daha da artabilir. Uzaktan eğitimdeki uçurum, azınlık öğrencilerini orantısız şekilde etkilerken, yeni düzenleme okulların bu açığı kapatma yönündeki yükümlülüğünü azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bu gelişme, ABD'nin küresel normlar üzerindeki etkisini göstermesi bakımından önemlidir. ABD'nin ayrımcılık karşıtı düzenlemelerden geri adım atması, Türkiye gibi ülkelerde eğitim politikalarının şekillenmesinde referans alınan modelleri zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye'deki azınlık hakları ve eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarına dolaylı etkileri olabilir. Ancak doğrudan bir Türkiye bağlantısı bulunmamaktadır. Küresel bağlamda ise, bu karar insan hakları ve eğitimde ayrımcılıkla mücadele konusunda uluslararası standartların aşındırılması riskini taşıyor. Türkiye, kendi eğitim reformlarını yaparken bu tür gerilemelerin önüne geçmek için daha kapsayıcı politikalar izlemelidir.