ABD'nin Teksas eyaletinde, doğmamış çocuğun biyolojik ebeveynlerinin kürtaj yaptırmasını istemesi üzerine eyaletten kaçan taşıyıcı anne, velayet mücadelesini ülkenin en yüksek yargı organına taşıdı. McKenna West, kendisini taşıyıcı anne olarak görevlendiren çiftin hamileliğin sonlandırılması yönündeki talebini reddederek Teksas'tan ayrılmış, ardından başlatılan velayet davasında acil başvuru yaparak ABD Yüksek Mahkemesi'nden müdahale talep etti. Dava, Teksas Başsavcısı Ken Paxton'ın da müdahil olmasıyla ulusal çapta yankı uyandırdı.
Olayın arka planı ve hukuki süreç
Taşıyıcı annelik sözleşmesi kapsamında hamile kalan McKenna West, biyolojik ebeveynlerin gebeliğin sonlandırılması talebiyle karşılaştı. West, bu talebi reddederek Teksas'tan ayrıldı ve başka bir eyalete yerleşti. Biyolojik ebeveynler ise Teksas'ta velayet davası açarak çocuğun kendilerine verilmesini talep etti. West, davaya karşı acil tedbir başvurusunda bulunarak dosyayı Yüksek Mahkeme'ye taşıdı. Başsavcı Ken Paxton, davaya müdahil olarak eyaletin kürtaj karşıtı yasalarını gerekçe gösterdi ve West'in hamileliği sürdürme kararını desteklediğini açıkladı. Paxton'ın müdahalesi, davayı siyasi bir boyuta taşıdı.
Teksas, ABD'de kürtaj haklarını en sıkı şekilde kısıtlayan eyaletlerden biri. Yüksek Mahkeme'nin 2022'de Roe v. Wade kararını bozmasının ardından Teksas'ta neredeyse tüm kürtajlar yasaklandı. Bu yasal çerçeve, taşıyıcı annelik gibi üreme teknolojilerini kapsayan davalarda belirsizlik yaratıyor. West'in avukatları, müvekkillerinin sözleşme gereği taşıyıcı annelik yaptığını ancak biyolojik ebeveynlerin kürtaj talebinin sözleşme dışı olduğunu savunuyor. Biyolojik ebeveynlerin avukatları ise taşıyıcı annenin sözleşme şartlarını ihlal ettiğini öne sürüyor.
Ulusal ve küresel boyut
Dava, ABD'de kürtaj tartışmalarının eyaletler arası hukuki çatışmalara dönüştüğü bir dönemde kritik bir emsal teşkil edebilir. Yüksek Mahkeme'nin davayı kabul etmesi halinde, taşıyıcı annelik sözleşmelerinin kürtaj yasakları karşısındaki geçerliliği ve eyaletler arası kaçış durumlarında velayet yetkisi gibi konular netlik kazanabilir. Ayrıca, Başsavcı Paxton'ın müdahalesi, Cumhuriyetçi eyalet yönetimlerinin kürtaj karşıtı politikaları hukuki yollarla dayatma çabalarının bir örneği olarak görülüyor. Dava, 2024 seçimlerinde kürtaj haklarının belirleyici olduğu bir ortamda, her iki taraf için de sembolik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu dava, kürtaj ve taşıyıcı annelik gibi biyoetik konuların hukuki ve siyasi alanda nasıl kutuplaşmaya yol açtığını gösteriyor. Türkiye'de taşıyıcı annelik yasal olarak yasak; ancak kürtaj 10. haftaya kadar serbest. ABD'deki eyaletler arası hukuki çatışmalar, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki üreme hakları tartışmalarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi gerilimleri, NATO içindeki işbirliği ve küresel istikrar açısından dolaylı yansımalar yaratabilir. Türkiye, kadın hakları ve aile politikalarında kendi dengelerini korurken, bu tür davaları yakından izlemeli.