ABD'de düşük gelirli aileler için konut sağlamak amacıyla oluşturulan federal bir program, on milyarlarca dolar harcamasına rağmen hedeflenen kişilere ulaşamıyor. ProPublica'nın kapsamlı araştırmasına göre, program kapsamında inşa edilen veya yenilenen birçok konut, piyasa koşulları ve idari aksaklıklar nedeniyle aslında düşük gelirli hanelerin erişemeyeceği fiyat seviyelerinde kalıyor. Program, yıllar içinde artan bütçesine rağmen, konut krizini çözmekte yetersiz kalıyor ve eleştirileri beraberinde getiriyor.
Programın Arka Planı ve Hedefleri
Söz konusu program, ABD Konut ve Kentsel Gelişim Bakanlığı (HUD) tarafından yürütülen ve düşük gelirli ailelere uygun fiyatlı kiralık konut sağlamayı amaçlayan bir girişimdir. Program kapsamında, geliştiricilere vergi kredileri ve sübvansiyonlar verilerek, belirli bir süre boyunca kiraların düşük tutulması şartıyla konut inşa etmeleri teşvik ediliyor. Ancak ProPublica'nın analizine göre, bu konutların büyük bir kısmı, kira kontrollerinin süresi dolduktan sonra piyasa fiyatlarına dönüyor ya da başlangıçtaki kira seviyeleri bile düşük gelirli haneler için çok yüksek kalıyor. Örneğin, programın en büyük bileşenlerinden biri olan Düşük Gelirli Konut Vergi Kredisi (LIHTC), 1986'dan bu yana 3 milyondan fazla konut birimi üretti, ancak bu birimlerin çoğu, bölgesel ortalama gelirin %30'undan daha az kazanan aileler için uygun değil.
Araştırmada, programın idari yapısının da sorunlu olduğu belirtiliyor. Denetim eksikliği, geliştiricilerin karlarını maksimize etmek için kiraları yapay olarak yüksek tutmasına yol açarken, HUD'un yaptırım gücünün sınırlı olması durumu daha da kötüleştiriyor. Ayrıca, programın fonlarının eyaletlere dağıtılmasındaki eşitsizlikler, bazı bölgelerde konut arzının yetersiz kalmasına neden oluyor. New York ve Kaliforniya gibi yüksek maliyetli eyaletlerde, program kapsamındaki konutların bile ortalama kira bedeli, asgari ücretle çalışan bir kişinin gelirinin %50'sinden fazlasını oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu konut sorunu, gelişmiş ülkelerde yaygın olarak görülen bir krizin yansımasıdır. Küresel çapta, düşük gelirli konut programları genellikle benzer sorunlarla karşı karşıya: Yetersiz fonlama, denetim eksikliği ve piyasa baskıları. Avrupa'da birçok ülke, sosyal konut politikalarını elden geçirirken, Asya'da Singapur gibi ülkeler başarılı modeller sunuyor. Ancak ABD'deki programın büyüklüğü ve harcanan miktar göz önüne alındığında, bu başarısızlık özellikle dikkat çekiyor. Uzmanlar, sorunun çözümü için daha sıkı denetimler, kira kontrollerinin uzatılması ve gelir eşiğinin yeniden tanımlanması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, milyarlarca dolarlık yatırım, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca Amerikalıya yardım edemeyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu konut programının başarısızlığı, Türkiye'deki benzer sosyal konut projeleri için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de TOKİ ve belediyeler aracılığıyla yürütülen düşük gelirli konut projeleri, benzer şekilde hedef kitleye ulaşmakta zorlanabiliyor. Artan inşaat maliyetleri ve arsa fiyatları, konutların fiyatlarını yükseltirken, gelir dağılımındaki eşitsizlik dar gelirli vatandaşların bu evlere erişimini kısıtlıyor. Ayrıca, projelerin genellikle kent merkezlerinden uzakta konumlanması, ulaşım ve altyapı sorunlarını beraberinde getiriyor. Türkiye'nin, ABD'nin deneyiminden yola çıkarak, konut politikalarında daha sürdürülebilir, denetlenebilir ve hedef odaklı modeller geliştirmesi gerekiyor. Kira yardımı gibi alternatif çözümler ve kamu-özel sektör işbirliğinde şeffaflık, sorunun çözümünde anahtar rol oynayabilir.