Middle East Eye'da yayımlanan bir analize göre, ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, bir yandan da İsrail'in Gazze'deki soykırımına askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Makale, ABD'nin spor etkinliklerini kullanarak uluslararası imajını cilalama çabasını 'sportsmaxxing' olarak adlandırıyor ve bu stratejinin, Ortadoğu'da yürütülen savaş ve insan hakları ihlallerini perdelediğini iddia ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD, Meksika ve Kanada ile birlikte 2026 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak. Ancak yazı, ABD'nin İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına verdiği koşulsuz desteğe dikkat çekiyor. İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 40 binden fazla Filistinliyi öldürdüğü, bunların çoğunun kadın ve çocuk olduğu belirtiliyor. ABD yönetimi, İsrail'e silah ve mühimmat tedariğini sürdürürken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrılarına veto hakkını kullanıyor.
Yazı, ABD'nin spor diplomasisiyle dikkatleri bölgedeki insani krizden uzaklaştırmaya çalıştığını savunuyor. 2026 Dünya Kupası'nın ABD için bir 'yumuşak güç' projesi olduğu, ancak bunun Gazze'deki soykırımla tezat oluşturduğu ifade ediliyor. Özellikle FIFA'nın, İsrail'in Filistin Futbol Federasyonu'na yönelik baskılarına karşı sessiz kalması eleştiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Makale, ABD'nin bu tutumunun sadece Gazze'yle sınırlı olmadığını, Yemen'de Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona destek vermesine de atıfta bulunuyor. ABD'nin spor ve kültür etkinliklerini 'savaş propagandası' aracı olarak kullandığı öne sürülüyor. Öte yandan, Filistin yanlısı aktivistlerin 2026 Dünya Kupası sponsorlarına ve FIFA'ya baskı yaparak İsrail'i turnuvadan çıkarmaya çalıştığı belirtiliyor. Bu bağlamda, Güney Afrika'nın apartheid döneminde spordan dışlanması örneğine atıf yapılıyor.
Yazı, ABD'nin spor yoluyla küresel imajını düzeltme çabasının, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kuşkuyla karşılandığını vurguluyor. Çünkü bu ülkeler, ABD'nin 'değerleri' adına müdahale ederken aslında kendi jeopolitik çıkarlarını gözettiğini düşünüyor. Gazze'deki durumun, ABD'nin 'insan hakları' söylemlerinin samimiyetini sorgulattığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destek ve Gazze'de ateşkes için yürüttüğü diplomatik girişimlerle, ABD'nin bu tutumuna açıkça karşı durmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'i 'devlet terörü' yapmakla suçlaması ve FIFA'ya İsrail'in turnuvadan men edilmesi çağrısı, Türkiye'nin bu konudaki duruşunu göstermektedir. ABD'nin sportsmaxxing stratejisi, Türk kamuoyunda ABD'nin bölgesel politikalarına yönelik güvensizliği derinleştirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası spor organizasyonlarında benzer ikiyüzlülüklerle karşılaşma riski bulunmaktadır. Bu durum, Türk dış politikasının bağımsız ve ilkeli duruşunu pekiştirme fırsatı da sunmaktadır.