ABD Donanması, Pasifik Okyanusu'nda gerçekleştirdiği geniş çaplı bir atışlı tatbikatta (SINKEX), Ukrayna'nın Karadeniz'de kullandığı taktiklere benzer şekilde, insansız yüzey araçlarını (İDA) adeta birer kamikaze gibi kullanarak emekli bir amfibi hücum gemisini batırdı. Harpoon, Spike ve LRASM füzelerinin açtığı deliklerin yanından süzülen iki ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait tek yönlü saldırı İDA'sı, hedef geminin su hattına çarparak infilak etti. Bu olay, insansız deniz harp araçlarının gelecekteki deniz savaşlarında oynayacağı kritik rolü gözler önüne sererken, Pasifik'teki güç dengesi açısından da önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Tatbikatın Ayrıntıları: Eski USS Pelediu'ya Çok Katmanlı Saldırı
ABD Donanması, 2024 yılının Eylül ayında, Büyük Okyanus'un batı kesiminde, Guam açıklarında gerçekleştirdiği SINKEX (Gemi Batırma Tatbikatı) sırasında, 1998'de emekliye ayrılan ve hedef gemi olarak kullanılan eski USS Peleliu (LHA-5) amfibi hücum gemisine karşı çok katmanlı bir saldırı düzenledi. Tatbikat kapsamında ilk olarak, Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait bir F/A-18F Super Hornet savaş uçağından atılan Harpoon anti-gemi füzesi hedefi vurdu. Ardından, ABD Donanması'na ait bir P-8A Poseidon deniz karakol uçağı, LRASM (Long Range Anti-Ship Missile) füzeleriyle saldırıyı sürdürdü. Son olarak, Japanya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri'ne ait bir destroyerden fırlatılan Spike NLOS füzesi de hedefe isabet etti. Tüm bu füze saldırılarının ardından, hasar almış ve alevler içinde kalan gemiye, ABD Donanması'nın kontrolündeki iki adet insansız yüzey aracı (İDA) yaklaştı. Bu araçlar, Ukrayna'nın Karadeniz'de Rus gemilerine karşı kullandığı 'kamikaze' taktiğini andırır şekilde, süratle ilerleyerek geminin su hattına çarptı ve büyük bir patlamaya neden oldu. Bu saldırı, geminin kısa süre içinde batmasını sağladı.
ABD Donanması'nın bu tatbikatla amacı, yeni nesil insansız deniz harp sistemlerinin gerçek koşullarda etkinliğini test etmek ve mürettebatlı gemilerle birlikte nasıl koordine edilebileceğini görmekti. Özellikle, ucuz ve tek kullanımlık İDA'ların, pahalı füzelerle birlikte kullanıldığında bir hedefi batırmak için ne kadar etkili bir kombinasyon oluşturduğu gözlemlendi. Donanma yetkilileri, bu tür İDA'ların, özellikle Çin'in artan deniz gücü karşısında, maliyet etkin bir caydırıcılık unsuru olabileceğini belirtiyor.
Ukrayna Etkisi ve İnsansız Deniz Harp Araçlarının Yükselişi
Ukrayna'nın, Rusya'nın Karadeniz Filosu'na karşı insansız deniz araçlarıyla gerçekleştirdiği başarılı saldırılar, dünya genelinde deniz harp doktrinlerini derinden etkiledi. Ukrayna'nın geliştirdiği ve 'kamikaze bot' olarak adlandırılan bu araçlar, Rus savaş gemilerine, hatta denizaltılarına bile ciddi hasarlar vererek, Karadeniz'de Rus deniz üstünlüğünü fiilen kırdı. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin dikkatini çekti ve benzer teknolojilerin kendi envanterlerine dahil edilmesi çalışmalarını hızlandırdı. ABD Donanması'nın bu tatbikatta kullandığı İDA'ların, büyük ölçüde Ukrayna'da kanıtlanmış bu taktiklerden ilham aldığı düşünülüyor.
Pasifik'teki bu tatbikat, ABD'nin insansız sistemlere verdiği önemi ve bu sistemleri gerçek operasyonel senaryolara entegre etme konusundaki kararlılığını gösteriyor. Uzmanlar, gelecekteki deniz savaşlarında, mürettebatlı büyük savaş gemilerinin yanı sıra, çok sayıda ucuz ve insansız aracın da yer alacağını ve savaşın seyrini değiştirebileceğini öngörüyor. Bu gelişme, özellikle Tayvan çevresindeki gerilim göz önüne alındığında, ABD'nin Çin'e karşı asimetrik bir avantaj elde etme çabası olarak da yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin insansız deniz harp araçları konusundaki atılımlarıyla doğrudan örtüşüyor. Türkiye, son yıllarda yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği SİDA'lar (Silahlı İnsansız Deniz Aracı) ile bu alanda önemli bir ivme yakalamış durumda. Özellikle, Türk savunma sanayisinin ürettiği insansız deniz araçları, hem NATO müttefikleri hem de bölgesel aktörler tarafından ilgiyle takip ediliyor. ABD'nin bu tatbikatı, insansız deniz harp araçlarının ne kadar etkili olabileceğini bir kez daha kanıtlayarak, Türkiye'nin bu alandaki yatırımlarının ne kadar doğru olduğunu teyit ediyor. Türkiye'nin, özellikle Doğu Akdeniz ve Ege'deki deniz güvenliği politikalarında, bu tür insansız sistemleri daha etkin kullanması, hem caydırıcılığı artıracak hem de maliyet avantajı sağlayacaktır. Ayrıca, Türk savunma sanayisinin ihracat potansiyeli açısından da bu gelişme, insansız deniz araçlarına olan küresel talebin artacağına işaret ediyor.