ABD'nin HIV/AIDS ile mücadele için yürüttüğü PEPFAR programına yönelik fon değişiklikleri, Güney Afrika ve Mozambik gibi ülkelerde sağlık çalışanlarının uyarılarına göre halihazırda savunmasız kişileri tehlikeye attı ve can kayıplarına neden oldu. Trump yönetimi altında dış yardım politikalarının yeniden şekillenmesiyle, Afrika'daki birçok klinik ve sağlık merkezi kritik ilaç ve hizmetlere erişimde kesintiler yaşadı. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan binlerce hasta, antiretroviral tedaviye erişimde gecikmeler ve tamamen kesintilerle karşı karşıya kaldı.
PEPFAR fonlarındaki değişimin arka planı
ABD'nin 2003 yılında Başkan George W. Bush döneminde başlattığı PEPFAR (AIDS'e Karşı Acil Durum Planı), dünya genelinde HIV/AIDS ile mücadelede en büyük tek fon kaynağı olarak biliniyor. Program, 20 yılı aşkın süredir milyonlarca insanın hayatını kurtardı ve enfeksiyon oranlarını düşürdü. Ancak Trump yönetimi, dış yardım harcamalarını azaltma ve bu fonları başka alanlara yönlendirme kararı aldı. 2025 yılı bütçesinde PEPFAR'a ayrılan kaynakların önemli ölçüde kısıldığı ve bazı projelerin tamamen durdurulduğu belirtiliyor.
Sağlık çalışanları, bu kesintilerin özellikle kırılgan toplulukları etkilediğini vurguluyor. Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal bölgesinde bir klinik müdürü, 'Son üç aydır yeni hasta kabul edemiyoruz. Mevcut hastalarımızın ilaçlarını da ancak sınırlı stoklarla sağlayabiliyoruz. Bu durum, tedavi kesintisi nedeniyle virüsün direnç geliştirmesine ve hastaların durumunun kötüleşmesine yol açıyor' dedi. Mozambik'te ise bazı mobil kliniklerin çalışmaları durduruldu, kırsaldaki binlerce kişi düzenli tedavi alamaz hale geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
PEPFAR fonlarındaki kesintiler, sadece Güney Afrika ve Mozambik'i değil, Sahra altı Afrika'nın birçok ülkesini etkiliyor. Bölge, dünya genelindeki HIV/AIDS vakalarının yaklaşık üçte ikisini barındırıyor ve dış yardıma kritik derecede bağımlı. Uzmanlar, fon kesintilerinin sürdürülmesi halinde, son 20 yılda elde edilen kazanımların tersine dönebileceği ve yeni enfeksiyon sayılarında artış yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, küresel sağlık güvenliği açısından bu durumun, diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadeleyi de olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, fon kesintilerinin HIV/AIDS, tüberküloz ve sıtma gibi hastalıklarla mücadelede bölgesel bir krize yol açabileceğini bildirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık diplomasisi ve Afrika kıtası ile ilişkileri açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da sağlık altyapısı ve insani yardım projeleriyle aktif bir rol oynuyor. ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluk, Türkiye gibi ülkeler için yeni iş birlikleri ve nüfuz alanları yaratabilir. Ancak, kaynak yetersizliği ve lojistik zorluklar nedeniyle bu boşluğun doldurulması kolay olmayacak. Türkiye'nin mevcut sağlık kapasitesini ve Afrika'daki diplomatik ağını kullanarak, özellikle HIV/AIDS gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede daha fazla sorumluluk üstlenmesi bölgesel istikrar ve insani krizlerin önlenmesi açısından kritik olabilir.