ABD, geçtiğimiz yıl 440 binden fazla kişinin milyonerler kulübüne katılmasıyla birlikte toplam milyoner sayısını 23.6 milyona çıkardı. Bu rakam, dünyadaki milyoner sayısı bakımından ilk 10'da yer alan diğer ülkelerin toplamından daha fazla. Küresel servet dağılımında ABD'nin açık ara liderliğini sürdürdüğü bir kez daha ortaya çıktı.
Servet birikiminde ABD'nin rakipsiz yükselişi
Uluslararası danışmanlık ve yatırım şirketlerinin hazırladığı raporlara göre, ABD'de 2024 yılı itibarıyla milyoner sayısındaki artış, ülkenin güçlü ekonomik performansı, teknoloji sektöründeki büyüme ve finansal piyasalardaki olumlu seyirle doğrudan bağlantılı. Özellikle borsalarda yaşanan yükseliş, yatırımcıların servetlerini katlamasına olanak tanırken, yeni teknoloji şirketlerinin halka arzları da yeni milyonerler yarattı.
California, New York ve Florida gibi eyaletler, milyoner nüfusun en yoğun olduğu bölgeler arasında yer alıyor. Silikon Vadisi merkezli teknoloji devleri, New York'taki finans kuruluşları ve Miami'deki gayrimenkul yatırımları, bu eyaletlerdeki milyoner sayısını artıran başlıca etkenler.
Küresel servet dağılımında ABD'nin ağırlığı
ABD'deki 23.6 milyon milyoner, dünya genelindeki toplam milyonerlerin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu oran, ABD ekonomisinin büyüklüğü ve derinliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İlk 10'daki diğer ülkeler arasında Çin, Japonya, Almanya ve İngiltere gibi ekonomiler bulunsa da hiçbiri ABD'nin milyoner sayısına yaklaşamıyor. Örneğin Çin'de yaklaşık 6 milyon milyoner bulunurken, Japonya'da bu sayı 3.5 milyon civarında.
Uzmanlar, ABD'deki milyoner sayısındaki artışın, ülkenin yenilikçi ekosistemi, girişimcilik kültürü ve güçlü yatırım ortamıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca vergi politikaları ve emlak piyasasındaki değer artışları da servet birikimini hızlandıran faktörler arasında gösteriliyor.
Servet eşitsizliği tartışmaları yeniden alevlendi
Bu rekor artış, aynı zamanda gelir ve servet eşitsizliği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Zira milyoner sayısı hızla artarken, düşük ve orta gelirli hanelerin reel gelirlerinde aynı oranda iyileşme görülmemesi, ekonomik büyümenin tabana yayılmadığı eleştirilerine yol açıyor. Pandemi sonrası dönemde uygulanan genişleyici para politikaları ve devlet teşvikleri, özellikle varlıklı kesimin daha da zenginleşmesine neden oldu.
Federal Rezerv verilerine göre, ABD'de en zengin yüzde 10'luk kesim, toplam servetin yüzde 70'inden fazlasına sahip. Bu durum, vergi politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yönünde tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki milyoner sayısındaki bu artış, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı olarak önem taşıyor. ABD ekonomisinin gücü, küresel sermaye akımlarını ve yatırım tercihlerini etkiliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, ABD'deki faiz politikaları ve risk iştahından doğrudan etkileniyor. Ayrıca ABD'deki servet artışı, lüks tüketim ve turizm gibi alanlarda Türkiye'ye olan talebi artırabilir. Ancak uzun vadede servet eşitsizliği ve küresel ticaretteki dengesizlikler, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve rekabet gücünü şekillendirebilecek faktörler olarak izlenmeli.