ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki zirve, Beyaz Saray'da düzenlenen devlet yemeğiyle sona erdi. Yemekte ABD'nin yarı iletken devleri Nvidia ve Advanced Micro Devices'in (AMD) CEO'ları Jensen Huang ve Lisa Su, başkanlar ve eşleriyle aynı masada oturarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak zirvenin ana gündem maddesi ekonomik ve ticari ilişkiler olurken, ABD'nin çip ihracat kontrolleri beklenenin aksine arka planda kaldı.
Zirvenin Arka Planı ve Çip Lobisi
Washington ile Pekin arasında yıllardır süren teknoloji savaşı, özellikle yapay zeka ve yarı iletken teknolojileri üzerinden şekilleniyor. ABD, ulusal güvenlik gerekçesiyle Çin'e gelişmiş çip ve üretim ekipmanı satışını kısıtlarken, Çin de misilleme olarak nadir toprak elementleri ihracatını kontrol altına almıştı. Zirve öncesinde Nvidia ve AMD gibi şirketlerin yöneticileri, kısıtlamaların kendi satışlarını ve Ar-Ge bütçelerini olumsuz etkilediğini belirterek Washington'a baskı yapıyordu.
Beyaz Saray'daki yemekte Huang ve Su'nun baş masada yer alması, iş dünyasının zirvedeki etkisini göstermesi açısından sembolik bir adım olarak yorumlandı. Ancak edinilen bilgilere göre, zirvede çip kontrolleri konusunda somut bir adım atılmadı; taraflar daha çok ticaret hacminin artırılması, yatırımların karşılıklı olarak kolaylaştırılması ve bazı gümrük tarifelerinin düşürülmesi gibi konulara odaklandı.
Zirvenin sonuç bildirgesinde yarı iletkenlerle ilgili herhangi bir taahhüt yer almazken, ABD tarafının mevcut ihracat kontrollerini gözden geçirmeye istekli olduğu ancak bunun için Çin'in teknoloji transferi ve fikri mülkiyet konularında adım atması gerektiği belirtiliyor. Çin tarafı ise kısıtlamaların kaldırılması için somut bir takvim beklediğini ancak bunun zirvede karşılanmadığını iletti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Çin arasındaki çip rekabeti, küresel tedarik zincirlerini derinden etkiliyor. Tayvan, Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler bu rekabette kritik bir konumda bulunuyor. Zirvede çip konusunun geri planda kalması, Asya-Pasifik bölgesindeki teknoloji şirketleri ve yatırımcılar tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Uzmanlar, kısıtlamaların tamamen kaldırılmasının kısa vadede zor olduğunu, ancak diyalog kanallarının açık kalmasının piyasalar için olumlu olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, ABD'nin çip kontrol politikaları Avrupa Birliği ve diğer müttefikleri tarafından da yakından takip ediliyor. Hollanda merkezli ASML gibi şirketler, ABD'nin tek taraflı kısıtlamalarının kendi ticari çıkarlarını zedelediğini savunuyor. Zirvede bu konuda bir ilerleme sağlanamaması, transatlantik ilişkilerde teknoloji politikaları konusunda daha fazla koordinasyon ihtiyacını ortaya koyuyor.
Çin'in nadir toprak elementleri ihracatındaki kısıtlamaları ise yeşil enerji ve savunma sanayii için kritik önem taşıyor. Zirvede bu konuda da net bir sonuç çıkmaması, küresel ekonomide belirsizliğin süreceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki çip savaşının yumuşaması veya sertleşmesi, Türkiye'nin teknoloji ithalatı ve savunma sanayii için doğrudan sonuçlar doğuruyor. Türkiye, yarı iletken ihtiyacının büyük kısmını ithal ediyor; özellikle savunma elektroniği ve yerli otomobil Togg için çip tedariki kritik. Kısıtlamaların hafiflemesi, Türk şirketlerinin çip bulma maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca Türkiye, Çin ile ticaretini genişletme ve Kuşak-Yol projesinde işbirliği yapma arayışında. Zirvede çip konusunun geri planda kalması, Ankara'nın denge politikası için kısa vadede bir rahatlama sağlasa da, teknolojide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli üretim hamlelerini hızlandırması gerektiğini gösteriyor.