Washington ile Pekin arasındaki yapay zekâ (YZ) rekabeti, iki ülkenin birbirinin niyetine güvenmemesi ve hiçbirinin yavaşlamaya yanaşmaması nedeniyle beş kritik alanda giderek sertleşiyor. Yarı iletken ihracat kontrollerinden askeri YZ uygulamalarına, veri egemenliğinden küresel standart mücadelesine kadar uzanan bu başlıklar, teknoloji politikasını jeopolitiğin merkezine taşımış durumda. İki taraf da diğerinin gerisinde kalmayı göze alamıyor; ancak bu yarış, küresel teknoloji tedarik zincirlerini ve üçüncü ülkelerin dış politika tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Rekabetin Arka Planı: Çipler, Veri ve Askeri YZ
İlk kırılma noktası yarı iletkenler. ABD, Ekim 2022'den bu yana gelişmiş YZ çipleri ve bunların üretiminde kullanılan ekipmanların Çin'e ihracatını kademeli olarak sıkılaştırdı. Nvidia'nın Çin pazarına özel ürettiği H20 gibi çipler bile yeni lisans kurallarına takıldı. Çin ise Huawei Ascend serisi ve SMIC gibi yerli üretim kapasitesiyle bu baskıyı aşmaya çalışıyor; ancak en gelişmiş litografi makinelerine erişim hâlâ sınırlı. İkinci alan veri egemenliği: Pekin, 2021'de yürürlüğe giren Veri Güvenliği Yasası ve Kişisel Bilgi Koruma Yasası ile ülke içinde üretilen verinin sınır dışına çıkışını denetliyor. Washington ise bulut hizmetleri ve büyük dil modelleri üzerinden Çin kaynaklı veri toplama riskine karşı savunma ve ticaret kurumları aracılığıyla önlem alıyor. Üçüncü başlık askeri YZ: ABD Savunma Bakanlığı, otonom sistemler ve karar destek yazılımlarında Çin'e karşı teknolojik üstünlüğünü korumaya çalışırken, Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun YZ destekli komuta-kontrol ve insansız platform yatırımları dikkat çekiyor. Dördüncü alan küresel standartlar: BM çatısı altında YZ güvenliği ve etiği konusunda ortak ilkeler aranırken, iki ülke kendi düzenleyici modellerini gelişmekte olan ülkelere ihraç etmeye çalışıyor. ABD'de federal düzeyde sektörel düzenlemeler ve eyalet yasaları, Çin'de ise Üretken YZ Hizmet Yönetimi gibi idari tedbirler öne çıkıyor. Beşinci ve en insani boyut yetenek savaşı: her iki ülke de en iyi araştırmacıları, mühendisleri ve girişimleri kendine çekmek için vize, fon ve altyapı teşvikleri sunuyor; buna karşılık karşılıklı gözetim ve seyahat kısıtlamaları da artıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu rekabet yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Asya-Pasifik teknoloji ekosistemini şekillendiriyor. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Hollanda gibi çip tedarik zincirinin kritik halkaları, ABD kontrollerine uyum ile Çin pazarına erişim arasında denge kurmak zorunda. Tayvan, dünyanın en gelişmiş yarı iletken üretiminin merkezi olarak rekabetin en hassas noktasında duruyor. Güneydoğu Asya ülkeleri ise hem ABD hem Çin'in YZ yatırımlarını ve standart önerilerini aynı anda değerlendiriyor. Küresel düzeyde, YZ yönetişimi konusunda BM, G20 ve OECD gibi platformlarda ortak çerçeve arayışları sürse de, iki büyük gücün farklı öncelikleri nedeniyle bağlayıcı kurallar çıkmıyor. Bu durum, şirketler için uyum maliyetlerini artırırken, gelişmekte olan ülkeler için teknoloji seçimi siyasi bir tercihe dönüşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin yapay zekâ rekabetinde doğrudan taraf olmasa da etkilerini yakından hissediyor. Çip tedarik zincirindeki kısıtlamalar, Türkiye'nin savunma sanayii ve elektronik üretimini dolaylı olarak etkileyebilir; yerli YZ modelleri ve veri merkezi yatırımları için iki blok arasında denge kurmak gerekiyor. NATO üyesi olarak ABD ile savunma teknolojilerinde işbirliği yaparken, Çin ile ticaret ve altyapı projelerinde ilişkilerini sürdürüyor. Bu ikilem, Ankara'nın YZ yönetişimi ve veri politikalarında kendi bağımsız çerçevesini kurmasını daha da önemli kılıyor.