ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, pazar günü New York'ta Çin Devlet Konseyi Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile bir araya gelerek gelecek hafta Washington'da yapılması planlanan ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping zirvesinin gündem maddelerini belirlemek üzere son hazırlık görüşmelerini gerçekleştirdi. Görüşmeler, iki ülke arasında yıllardır devam eden ticaret savaşının ardından yeni bir diplomatik açılımın habercisi olarak yorumlanıyor.
Zirve Öncesi Kritik Temaslar
ABD ve Çin heyetleri arasındaki bu son tur görüşmeler, iki liderin yüz yüze görüşmesinden önceki son teknik hazırlık aşaması olarak öne çıkıyor. New York'ta gerçekleşen toplantıda, ticaret anlaşmazlıkları, teknoloji transferi, fikri mülkiyet hakları ve tarifeler gibi uzun süredir çözülemeyen başlıca konular ele alındı. Kaynaklara göre, taraflar zirvede açıklanabilecek somut kazanımlar (deliverables) üzerinde uzlaşmaya çalışıyor. Bu kapsamda, ABD'nin Çin'e yönelik bazı gümrük tarifelerini kademeli olarak kaldırması ve Çin'in Amerikan ürünlerine yönelik alım taahhütlerini artırması gibi seçenekler masada.
Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise Çinli teknoloji devi Huawei'ye uygulanan yaptırımlar ve yarı iletken tedarik zincirine ilişkin düzenlemeler. ABD, ulusal güvenlik gerekçesiyle Çin'e yönelik teknoloji ihracatını kısıtlarken, Pekin bu kısıtlamaların kaldırılması için yoğun diplomatik çaba sarf ediyor. New York'taki temaslarda, bu konuda bir orta yol bulunup bulunamayacağı merak konusu.
Uzmanlar, zirvenin başarısının büyük ölçüde bu ön görüşmelerde elde edilen ilerlemeye bağlı olduğunu belirtiyor. ABD'li yetkililer, görüşmelerin "yapıcı" geçtiğini ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını ifade etti. Çin tarafı ise görüşmelere ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Küresel Ticaret ve Jeopolitik Dengeler
ABD-Çin ilişkileri, son yıllarda ticaret savaşları, Tayvan meselesi, Güney Çin Denizi'ndeki gerilim ve insan hakları ihlalleri gibi birçok başlıkta gerilmiş durumda. Ancak her iki ülkenin de ekonomik çıkarları, zaman zaman işbirliğini zorunlu kılıyor. Özellikle küresel ekonomideki yavaşlama sinyalleri ve enflasyon baskıları, Washington ve Pekin'i ortak zemin arayışına itiyor.
Trump yönetimi, göreve geldiği günden bu yana Çin'e yönelik sert söylemlerini sürdürse de, son dönemde ticaret açığını azaltmaya yönelik somut adımlar bekleniyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ise ülkesinin ekonomik büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürmek ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek önceliğinde. Bu nedenle, zirveden çıkacak sonuçlar sadece iki ülkeyi değil, küresel piyasaları ve tedarik zincirlerini de yakından ilgilendiriyor.
Uluslararası kamuoyu, zirvenin ticaret savaşını sona erdirip erdirmeyeceğini ve iki büyük güç arasında yeni bir denge kurulup kurulamayacağını izliyor. Avrupa Birliği, Japonya ve Güneydoğu Asya ülkeleri gibi aktörler, ABD-Çin ilişkilerindeki yumuşamanın kendi ekonomilerine olumlu yansıyacağını umuyor. Ancak kalıcı bir çözüm için daha fazla müzakere turuna ihtiyaç duyulduğu açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile Çin arasındaki bu kritik zirveyi yakından takip ediyor. Olası bir ticaret anlaşması, küresel ticaret hacmini artırarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını genişletebilir; özellikle Avrupa ve Orta Doğu'daki tedarik zinciri bağlantıları olumlu etkilenebilir. Ayrıca, ABD-Çin geriliminin yumuşaması, Türkiye'nin denge politikası açısından manevra alanı yaratabilir. Ancak anlaşmanın Çin lehine sonuçlanması, Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflatabilir. Enerji ve teknoloji alanında işbirliği fırsatları doğabilir. Türk dış politikası, iki süper güç arasındaki yakınlaşmayı dikkatle izlemeli ve ekonomik çıkarlarını koruyacak adımlar atmalı.