Çin ile ABD arasındaki yarı resmi diyaloğun son turunda, üst düzey bir Çinli yetkili, iki ülke ilişkilerinin 'kontrol edilebilir anlaşmazlıklarla normal istikrar' hedeflemesi gerektiğini söyledi. Çin Komünist Partisi Uluslararası Departmanı Başkanı Liu Haixing, Salı günü yapılan görüşmelerde bu formülü ortaya koydu. 'Normal istikrar' kavramı, iki ülkenin yaklaşık 50 yıllık ilişkilerinin olağan akışına dönme arzusunu yansıtıyor. Bu diyalog turu, Şanghay'da düzenlenen Yedinci Çin-ABD Track 1.5 Diyaloğu kapsamında gerçekleşti. Görüşmeler, iki ülke arasındaki resmi kanalların yanı sıra, akademisyenler, eski yetkililer ve düşünce kuruluşu temsilcilerini bir araya getiriyor.
Diyaloğun arka planı ve tarafların mesajları
Liu Haixing, diyalogda yaptığı konuşmada, Çin-ABD ilişkilerinin 'kontrol edilebilir anlaşmazlıklarla normal istikrar' dönemine girmesi gerektiğini vurguladı. Bu ifade, iki ülkenin farklılıklarını kabul ederek ancak bu farklılıkların ilişkileri rayından çıkarmasına izin vermeden ilerleme arzusunu gösteriyor. Liu, ayrıca iki ülkenin karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama, kazan-kazan işbirliği ilkelerine bağlı kalması gerektiğini belirtti. Bu ilkeler, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in daha önce ABD'li mevkidaşı Joe Biden ile yaptığı görüşmelerde de dile getirilmişti.
Diyalogda ABD tarafını ise Kaliforniya Üniversitesi San Diego (UCSD) Küresel Politika ve Strateji Okulu'ndan eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve 21. Yüzyıl Çin-Amerika Birliği Başkanı Stephen Orlins gibi isimler temsil etti. Orlins, diyalog öncesinde yaptığı açıklamada, bu tür yarı resmi kanalların iki ülke arasındaki gerilimi azaltmada ve olası krizlerin önlenmesinde kritik bir rol oynadığını söyledi. Orlins'e göre, bu diyaloglar resmi görüşmelere zemin hazırlıyor ve tarafların birbirlerinin kırmızı çizgilerini daha iyi anlamasını sağlıyor.
Diyaloğun zamanlaması da dikkat çekici. Görüşme, ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in geçtiğimiz kasım ayında San Francisco'da yaptığı görüşmenin ardından gelen süreçte gerçekleşti. Liderler, ticaret, teknoloji, iklim ve askeri iletişim gibi konularda diyalog hatlarının yeniden kurulması konusunda mutabık kalmışlardı. Bu diyalog turu, iki ülkenin bu mutabakatlar çerçevesinde iletişimi güçlendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin-ABD ilişkilerindeki istikrar arayışı, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm dünyayı ilgilendiren bir konu. İki süper güç arasındaki gerilim, tedarik zincirlerinden teknolojiye, bölgesel güvenlikten iklim değişikliğine kadar pek çok alanda küresel etki yaratıyor. Özellikle Tayvan, Güney Çin Denizi ve insan hakları gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar, Asya-Pasifik bölgesinde güvenlik risklerini artırıyor.
Uzmanlar, 'kontrol edilebilir anlaşmazlıklar' kavramının, tarafların farklılıklarını bir kenara bırakıp işbirliği yapabilecekleri alanlara odaklanma anlamına geldiğini belirtiyor. Örneğin, iklim değişikliğiyle mücadele, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve küresel sağlık krizleri gibi konularda iki ülkenin çıkar ortaklığı bulunuyor. Bu alanlarda yapıcı işbirliği, genel ilişkilerin çıkmaza girmesini engelleyebilir.
Ayrıca, bu diyalog turu, iki ülke arasında askeri kanalların yeniden açılması tartışmalarıyla da paralel ilerliyor. Geçtiğimiz aylarda ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Çin Savunma Bakanı arasında görüşmeler yapılmıştı. Bu temaslar, özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı'ndaki olası kazaların önlenmesi açısından hayati önem taşıyor. Ancak Çin, ABD'nin askeri faaliyetlerini kendi egemenlik alanına bir müdahale olarak görüyor ve bu konudaki eleştirilerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ve ABD arasındaki istikrarlı bir ilişkiden dolaylı olarak fayda sağlayabilir. Özellikle ticaret ve yatırım bağlamında, Çin'in Kuşak ve Yol Projesi ile ABD'nin ticaret politikaları arasındaki denge, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını etkileyebilir. ABD-Çin geriliminin azalması, küresel tedarik zincirlerindeki belirsizliği azaltarak Türkiye'nin Orta Doğu ve Avrupa arasındaki köprü rolünü güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin hem Çin hem ABD ile iyi ilişkiler kurma stratejisi, bu istikrar ortamında daha geniş bir manevra alanı bulabilir. Bölgesel düzeyde, Çin'in Orta Doğu'da artan etkinliği ve ABD'nin bölgedeki politikaları, Türkiye'nin Suriye ve Irak konusundaki çıkarlarıyla kesişebilir; ancak iki süper güç arasındaki işbirliği, bu bölgesel meselelerde de çözümü kolaylaştırabilir.