Stratejik ve Bütçe Değerlendirmeleri Merkezi (CSBA) analisti Greg Malandrino, ABD'nin Çin ile olası bir çatışmada ihtiyaç duyacağı yeni nesil İşbirlikçi Muharebe Uçakları'nın (CCA) yalnızca taarruz görevleri için değil, aynı zamanda savunma amaçlı da tasarlanması gerektiğini belirtti. Malandrino, bu görüşünü kaleme aldığı analiz yazısında, mevcut CCA konseptinin Çin'in gelişmiş hava savunma sistemleri ve uzun menzilli füze kapasitesi karşısında yetersiz kalabileceğini vurguladı. Analist, ABD Hava Kuvvetleri'nin halihazırda insanlı uçaklarla birlikte çalışacak insansız savaş uçakları geliştirdiğini, ancak bu platformların ağırlıklı olarak taarruz görevlerine odaklandığını hatırlattı.
CCA Programının Arka Planı ve Mevcut Durum
ABD Hava Kuvvetleri, 2020'li yılların başından bu yana İşbirlikçi Muharebe Uçağı (CCA) programını yürütüyor. Bu program kapsamında, insanlı savaş uçaklarıyla birlikte çalışacak, nispeten düşük maliyetli insansız hava araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Programın temel amacı, Çin gibi gelişmiş bir rakibe karşı hava üstünlüğü sağlamak ve mevcut insanlı uçak filosunun yükünü hafifletmek. İlk etapta General Atomics ve Anduril gibi şirketlerin prototipleri üzerinde çalışılıyor. Ancak Malandrino, bu platformların ağırlıklı olarak hava-hava taarruz görevleri için optimize edildiğini, savunma görevlerinin ise geri planda kaldığını ifade ediyor.
Malandrino'ya göre, Çin'in A2/AD (Giriş Engelleme/Alan Reddetme) kabiliyeti, ABD ve müttefiklerinin Batı Pasifik'teki hava üslerini ve deniz unsurlarını tehdit ediyor. Bu durumda CCA'ların yalnızca düşman uçaklarını avlamakla kalmayıp, aynı zamanda düşmanın füze ve hava saldırılarına karşı savunma yapması gerekiyor. Analist, CCA'ların hava savunma rolü üstlenerek, insanlı uçakları ve kritik altyapıyı koruyabileceğini savunuyor. Özellikle Çin'in uzun menzilli füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı bir kalkan görevi görebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin CCA programı, Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengesini doğrudan etkiliyor. Çin'in hızla büyüyen hava ve füze gücü, ABD'nin bölgedeki hava üstünlüğünü sorgulatıyor. CCA'lar, ABD'nin daha az maliyetle daha fazla sayıda platform konuşlandırmasını sağlayarak, Çin'in niceliksel üstünlüğünü dengelemeyi amaçlıyor. Ancak savunma görevlerine yönelik CCA'lar, aynı zamanda ittifak sistemleri için de önemli. Japonya, Avustralya ve diğer müttefikler, ABD ile ortak hareket ederek kendi CCA yeteneklerini geliştirebilir. Bu durum, bölgesel bir silahlanma yarışını da tetikleyebilir. Çin, ABD'nin bu adımlarını provokasyon olarak değerlendirebilir ve kendi insansız sistemlerine yatırımı artırabilir.
Uzmanlar, CCA'ların savunma görevlerinde kullanılmasının, hava savunma sistemlerinin maliyet etkinliğini artıracağını, ancak teknik zorluklar barındırdığını belirtiyor. İnsansız platformların otonom yetenekleri, karmaşık hava savunma ortamlarında hala sınırlı. Ayrıca, CCA'ların savunma görevlerinde kullanılması, dost ateşi riskini ve komuta-kontrol zorluklarını da beraberinde getiriyor. Malandrino, bu zorluklara rağmen, savunma odaklı CCA'ların gelecekteki çatışmalarda kritik rol oynayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin CCA programındaki bu yön değişikliği, Türkiye'nin savunma sanayii ve güvenlik stratejisi açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda insansız hava araçları (İHA) alanında önemli atılımlar yaptı ve Bayraktar TB2, Akıncı gibi platformlarla küresel pazarda söz sahibi oldu. ABD'nin CCA konseptini savunma görevlerine kaydırması, Türkiye'nin kendi İHA'larını benzer şekilde çok rollü hale getirmesi için bir emsal oluşturabilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak Türkiye, ittifak içindeki insansız sistemler projelerinde yer alarak teknoloji transferi ve ortak üretim fırsatlarını değerlendirebilir. Çin ile artan rekabet, Türkiye'nin savunma ihracatı için yeni pazar arayışlarını da etkileyebilir.