ABD ve Çin, bu hafta gerçekleşen Trump-Xi zirvesinde varılan ticaret paketi kapsamında, toplam 30 milyar dolar değerindeki "hassas olmayan ürünler" üzerindeki tarifeleri düşüren bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma, iki ülke arasında yıllardır süren ticaret savaşında önemli bir geri adım olarak değerlendiriliyor. Zirve, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında gerçekleşti ve ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılması hedefleniyor.
Anlaşmanın Ayrıntıları ve Arka Planı
Anlaşmaya göre, ABD ve Çin karşılıklı olarak belirlenen 30 milyar dolarlık ürün listesinde gümrük vergilerini indirecek. Söz konusu ürünler "hassas olmayan" kategorisinde yer alıyor; yani teknoloji, savunma sanayi veya stratejik sektörler dışındaki tüketim malları, tarım ürünleri ve bazı ara mamuller bu kapsamda. Anlaşmanın detayları henüz kamuoyuna tam olarak yansımadı ancak görüşmelerin aylardır sürdüğü ve nihai metnin zirvede onaylandığı belirtiliyor.
Ticaret savaşı, 2018 yılında ABD'nin Çin'den ithal ettiği ürünlere ek gümrük vergileri getirmesiyle başlamıştı. Çin de misilleme olarak ABD ürünlerine tarife uygulamış, iki ülke arasındaki ticaret hacmi önemli ölçüde daralmıştı. Küresel tedarik zincirleri bu süreçte ciddi şekilde etkilenmiş, birçok şirket üretimini başka ülkelere kaydırmak zorunda kalmıştı. Son anlaşma, bu olumsuz gidişatı tersine çevirme yönünde ilk somut adım olarak görülüyor.
Zirvede ayrıca, iki liderin karşılıklı ziyaretlerde bulunması ve üst düzey diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılması konusunda mutabık kaldığı ifade ediliyor. Trump ve Xi'nin, ticaretin yanı sıra iklim değişikliği, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve Tayvan meselesi gibi konuları da ele aldığı öğrenildi. Ancak bu başlıklarda somut bir ilerleme sağlanıp sağlanmadığı net değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Çin ticaret anlaşması, küresel ekonomi için kritik bir dönüm noktası olabilir. Dünya Ticaret Örgütü (DTO) verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022'de 690 milyar doları aşmıştı ancak tarifeler nedeniyle bu rakam son yıllarda dalgalı bir seyir izledi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere küresel piyasalarda olumlu bir hava esiyor. Uzmanlar, tarife indirimlerinin enflasyon baskısını hafifletebileceğini ve tedarik zincirlerinde istikrar sağlayabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, anlaşmanın sınırlı kapsamı eleştirilere yol açtı. 30 milyar dolarlık hacim, toplam ticaret savaşının yarattığı yüz milyarlarca dolarlık tarife yükünün yanında küçük kalıyor. Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji ihracatındaki kısıtlamalar ve yarı iletken sektöründeki yasaklar bu anlaşmanın dışında tutuldu. Bu nedenle, anlaşmanın kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir rahatlama olduğu yorumları yapılıyor.
Avrupa Birliği ve diğer büyük ekonomiler, ABD-Çin arasındaki bu yumuşamayı dikkatle izliyor. Bazı analistler, anlaşmanın Çin'in küresel ticaretteki konumunu güçlendirebileceğini ve ABD'nin müttefikleriyle olan ticari ilişkilerini yeniden şekillendirebileceğini öngörüyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkeler için yeni fırsatlar doğabilir; zira tarife indirimleri hammadde ve ara mal fiyatlarını düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret anlaşması, Türkiye'nin dış ticaret dengeleri ve ekonomik istikrarı açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını AB'ye yaparken, ABD ve Çin ile de ticari ilişkilerini sürdürüyor. Tarife indirimleri, küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek canlanma sayesinde Türk ihracatçısına yeni pazarlar açabilir. Ancak, Çin'in ucuz ürünlerinin ABD pazarına daha fazla girmesi, Türkiye'nin rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı S-400 ve F-35 gibi savunma sanayi sorunları bu anlaşmadan bağımsız. Yine de, küresel ticaretteki yumuşama, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesine ve döviz kurlarındaki dalgalanmalara olumlu yansıyabilir. Jeopolitik açıdan ise Türkiye, ABD-Çin rekabetinde dengeli bir politika izlemeye devam edecek gibi görünüyor.