ABD hisse senedi piyasaları, Mart 2025'ten bu yana ilk kez net sermaye çıkışına tanık oldu. Yatırım fonu akış verilerinde gözlenen bu trend değişimi, yatırımcıların yaz aylarında daha temkinli bir pozisyon almaya hazırlandığını gösteriyor. Uzmanlara göre, bu durum özellikle teknoloji hisselerinden çıkışların hızlanması ve likit olmayan döngüsel sektörler, konut, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (REIT) ile küçük ve orta ölçekli şirketlere yönelik ilginin artmasıyla kendini gösteriyor. Söz konusu değişimin arkasında, Kasım ayında yapılacak ara seçimlere yönelik beklentiler ve Fed'in faiz politikalarındaki belirsizlikler yer alıyor.
Trend değişimi: Teknoloji hisselerinden çıkış
Yatırım şirketi EPFR Global'in verilerine göre, ABD hisse senedi fonları geçen hafta 2,3 milyar dolarlık net çıkış kaydetti. Bu, Mart ayından bu yana görülen en büyük haftalık çıkış olarak kayıtlara geçti. Çıkışların büyük kısmı, son iki yılda yatırımcıların en çok tercih ettiği sektör olan teknoloji hisselerinde yoğunlaştı. Özellikle büyük sermayeli teknoloji şirketlerine odaklanan fonlardan 1,8 milyar dolar çıkış yaşandı.
Analistler, bu eğilimin yaz aylarında da devam edebileceğini belirtiyor. Bank of America'nın baş yatırım stratejisti Michael Hartnett, "Yatırımcıların risk iştahı azalıyor. Teknoloji hisselerindeki yüksek değerlemeler ve Fed'in sıkılaşma döngüsünün devam edeceği endişesi, piyasada bir 'risk-off' havası yaratıyor," dedi. Hartnett'e göre, bu dönemde yatırımcılar daha temkinli sektörlere yöneliyor: "Likiditesi düşük döngüsel hisseler, konut sektörü ve REIT'ler ile küçük ve orta ölçekli şirketler, seçim öncesinde hükümet harcamalarından ve faiz indirimi beklentilerinden faydalanabilecek alanlar olarak öne çıkıyor."
Ara seçimler ve Fed politikaları belirleyici olacak
ABD'de 4 Kasım 2025'te yapılacak ara seçimler, piyasalardaki yönelimi etkileyen en önemli faktörlerden biri. Seçimlerde Temsilciler Meclisi ve Senato'nun 33 sandalyesi için yarışılacak. Anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu durum, hükümetin mali teşvik politikalarını ve düzenleyici reformları zora sokabilir. Yatırımcılar, seçim sonuçlarına bağlı olarak enerji, sağlık ve savunma gibi sektörlerdeki şirketlerin hisselerinde dalgalanma bekliyor.
Öte yandan Fed'in faiz kararları da piyasaların yönünü belirlemeye devam ediyor. Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada enflasyonla mücadelede "daha fazla yol alınması gerektiğini" belirterek faiz indirimi beklentilerini bir kez daha öteledi. Ancak piyasalar, eylül ayında 25 baz puanlık bir indirime kesin gözüyle bakıyor. CME FedWatch verilerine göre, faiz indirimi olasılığı yüzde 68 seviyesinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki bu çıkış trendi, gelişmekte olan piyasalar için karmaşık sinyaller veriyor. Tarihsel olarak ABD'den çıkan sermayenin bir kısmı gelişmekte olan ülkelere yönelse de, mevcut risk-off ortamı Türkiye gibi kırılgan ekonomiler için olumsuz olabilir. ABD'de faizlerin yüksek kalması, TL varlıklarına olan talebi baskılayabilir ve Türkiye'nin dış finansman maliyetini artırabilir. Ancak seçim öncesi ABD'de artan hükümet harcamaları ve olası faiz indirimi, küresel likiditeyi artırarak gelişmekte olan piyasalara dolaylı olarak fayda sağlayabilir. Türkiye'nin bu dönemde özellikle ihracat odaklı sektörlerde ABD talebindeki değişimlere karşı hazırlıklı olması gerekiyor.