2026 yılının ilk haftalarında Wall Street'te yaşanan keskin dalgalanmalar, yatırımcıları temkinli olmaya itiyor. S&P 500 ve Nasdaq özellikle teknoloji hisselerindeki sert düşüşlerle yıla düşüşle başlarken, piyasalardaki oynaklık endeksi VIX yüzde 20'nin üzerine çıktı. Federal Rezerv'in faiz politikalarındaki belirsizlik, ABD'de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri ve yapay zeka şirketlerinin kârlılığına yönelik soru işaretleri, yatırımcıların karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında sayılıyor.
Artan Faizler ve Yavaşlayan Ekonomi
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 2025 yılı sonunda faizleri yüzde 5,50 seviyesinde sabit bırakmasına rağmen, enflasyonun yeniden yükselmesi durumunda ek faiz artırımlarının gündeme gelebileceği sinyali piyasalar üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle konut ve otomotiv sektörlerinde talep daralması, tüketici güven endekslerinde son üç yılın en düşük seviyelerine gerileme yaşanması, ekonominin soğumakta olduğuna işaret ediyor. Yatırımcılar, Fed'in kısa vadede faiz indirimine gitme ihtimalinin düşük olması nedeniyle daha riskli varlıklardan uzaklaşmayı tercih ediyor. Aynı zamanda, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın küresel büyümeye olumsuz yansımaları da ABD piyasalarına ek yük bindiriyor.
Yapay Zeka ve Seçim Belirsizliği
Teknoloji hisselerinde yaşanan satış dalgasında, yapay zeka şirketlerinin aşırı değerlendiği endişeleri etkili oluyor. Özellikle OpenAI, Anthropic gibi start-up'ların hisselerinde son bir yılda yaşanan yüzde 70'i aşan artışların ardından düzeltme geldi. Ayrıca ABD'nin Çin'e yönelik çip ihracatına getirdiği yeni kısıtlamalar, yapay zeka sektörünün büyüme potansiyeline dair belirsizliği artırıyor. Öte yandan, Kasım 2026'daki başkanlık seçimlerinin sonucuna bağlı olarak vergi politikalarında ve düzenlemelerde büyük değişiklikler bekleniyor. Mevcut Başkan Donald Trump'ın yeniden aday olması halinde ticaret savaşlarının tekrar alevlenebileceği, Demokrat adayların ise teknoloji şirketlerine yönelik daha sıkı regülasyonlar getirebileceği spekülasyonları piyasaları tedirgin ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD borsalarındaki dalgalanma, başta Japonya ve Avrupa olmak üzere gelişmiş piyasaları da etkiliyor. Nikkei 225 endeksi yıl başından bu yana yüzde 3 gerilerken, Almanya'da DAX endeksi yüzde 2,5 değer kaybetti. Gelişmekte olan piyasalardan da fon çıkışları hızlandı; Brezilya ve Hindistan borsalarında düşüşler kaydedildi. Küresel risk iştahındaki bu azalma, emtia fiyatlarına da yansıyor; petrol fiyatları varil başına 70 dolar seviyesine gerilerken, altın ABD dolarındaki güçlenmeyle birlikte ons başına 1.820 dolara kadar çekildi. Analistler, ABD'deki bu belirsizlik döneminin küresel ekonomik büyümeyi 2026'nın ilk yarısında yüzde 0,5 puan aşağı çekebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ekonomisi, portföy yatırımlarının büyük bölümü ABD ve Avrupa piyasalarına bağımlı olduğu için bu dalgalanmadan doğrudan etkileniyor. Yabancı yatırımcının risk iştahındaki azalma, Türkiye'de hisse senedi piyasalarında satış baskısı yaratırken, TL üzerinde de değer kaybı riskini artırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talep daralması yaşanması, cari açık ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Küresel risklerin yükseldiği bu dönemde, Türkiye'nin yapısal reformları hızlandırması ve yabancı sermaye çekmek için öngörülebilirliği artırması kritik önem taşıyor.