ABD Savunma Bakanlığı'ndan (Pentagon) üst düzey bir askeri heyetin, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır çatışmalarını sona erdirmeyi hedefleyen ateşkes anlaşmasının uygulanmasına destek vermek amacıyla önümüzdeki günlerde Lübnan'a gitmesi bekleniyor. Financial Times gazetesinin iki üst düzey Lübnanlı yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD'li askeri yetkililer bölgede istikrarı sağlamak ve taraflar arasındaki mutabakatın somut adımlara dönüşmesini izlemek üzere kapsamlı bir ziyaret programı yürütecek. Heyetin ziyareti, özellikle İsrail ile Hizbullah arasında 2006 yılından bu yana en şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde kritik bir diplomasi hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda İsrail ile Lübnan sınırında tansiyonun giderek yükselmesi, uluslararası toplumu harekete geçirdi. Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara yönelik saldırılarına karşılık İsrail ordusunun Lübnan topraklarını hedef alan hava ve topçu bombardımanı, sivil kayıplara ve geniş çaplı yıkıma yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle her iki tarafta yüzlerce kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yerinden edildi. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen diplomasi trafiği sonucunda tarafların kabul ettiği çerçeve anlaşması, sınırın her iki tarafında belirlenen bölgelerden askeri unsurların çekilmesini ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'nün (UNIFIL) yetki alanının genişletilmesini öngörüyor. ABD askeri heyeti, bu anlaşmanın uygulanmasını denetlemek, sahada yaşanabilecek ihlalleri raporlamak ve taraflar arasında güven artırıcı önlemleri koordine etmekle görevlendirildi.
Ziyaretin zamanlaması dikkat çekiyor: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan'a yönelik kapsamlı bir kara harekâtı olasılığını gündeme getirdiği bir dönemde, ABD'nin diplomatik çabalarını yoğunlaştırması, çatışmanın daha da tırmanmasını engelleme amacı taşıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Başkan Joe Biden'ın bölgede sürdürülebilir bir istikrar istediği vurgulanırken, askeri heyetin ziyareti de bu hedef doğrultusunda atılmış bir adım olarak nitelendirildi. Ancak Lübnanlı yetkililer, ABD'nin arabuluculuğuna temkinli yaklaştıklarını, daha önceki benzer girişimlerin sonuçsuz kaldığını hatırlatarak, anlaşmanın uygulanması için somut mekanizmaların bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu girişimi, sadece İsrail-Lübnan hattındaki gerilimi azaltmayı değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Hizbullah'ın İran'ın stratejik müttefiki olması ve İsrail'in ABD ile yakın ilişkileri, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımından Suriye'deki dengelere kadar pek çok konuyla bağlantılı bir çatışma alanı yaratıyor. ABD'nin askeri heyet göndermesi, Tahran ve Şam'ın da tepkisini çekebilir. Öte yandan, ABD'nin arabuluculuk rolü, geleneksel olarak Fransız diplomasisinin ön planda olduğu Lübnan dosyasında Washington'un etkisini artırma çabası olarak okunuyor. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nden de anlaşmanın uygulanmasına yönelik destek açıklamaları gelirken, uluslararası toplum ateşkesin kalıcı olabilmesi için tarafların taahhütlerine sadık kalması gerektiğini belirtiyor. Bölgede sükunetin sağlanması, aynı zamanda İran'ın nükleer programı ve Yemen'deki savaş gibi diğer krizlerin çözümüne de olumlu yansıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'da istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları ve bölgesel güvenlik politikaları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, uzun yıllardır Lübnan'da barışın tesisi için BM nezdinde askeri varlık gösteriyor ve Beyrut'la güçlü tarihi ve kültürel bağlara sahip. İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve Libya gibi diğer dosyalardaki dengelerini olumsuz etkileyebilir. ABD'nin ateşkes uygulamasını destekleme amacı taşıyan bu girişimi, Türkiye'nin de bölgede istikrarsızlığa karşı ortak çabalar içinde olduğu bir zemine denk geliyor. Ancak Türkiye, ABD'nin İsrail lehine bir denklem oluşturmasından endişe ediyor; bu nedenle Ankara'nın, ateşkes sürecinde Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki rolünün de dikkate alınması gerektiği yönündeki tutumunu sürdürmesi bekleniyor.