ABD'de 6 Kasım'da yapılacak ara seçimlere kısa bir süre kala Başkan Donald Trump, kampanya mitinglerine geri dönerek kendi tabanına hitap etmeye başladı. Ancak bu strateji, hem Trump'ın hem de Cumhuriyetçi Parti'nin seçim kaderini kurtarmaya yetmeyebilir; hatta partiye zarar verme riski taşıyor. The Independent yazarı Alex Woodward'ın analizine göre, Trump'ın kutuplaştırıcı söylemi ve yalnızca sadık seçmen kitlesine seslenmesi, ılımlı seçmenleri ve bağımsızları kaybetme pahasına parti içindeki çatlağı büyütüyor.
Trump'ın Kampanya Stratejisi: Tabana Hitap, Ilımlılara Uzak
Başkan Trump, son haftalarda ülke çapında düzenlediği mitinglerde göçmen karşıtı söylemler, medya eleştirileri ve 'Amerika'yı yeniden büyük yapma' vaatlerini yineliyor. Bu mitingler, 2016 başkanlık seçimlerindeki sloganları aratmayan bir coşkuyla gerçekleşse de, hedef kitle yalnızca zaten Trump'a oy vermeye hazır seçmenlerden oluşuyor. Woodward'a göre bu 'koroya vaaz verme' yaklaşımı, seçim sonuçlarını belirleyecek olan bağımsız ve kararsız seçmenleri ikna etmekten uzak. Üstelik Cumhuriyetçi adaylar, Trump'ın gölgesinde kampanya yürütmek zorunda kalıyor; bir yandan onun desteğini almak isterken, diğer yandan onun olumsuz imajından kaçınmaya çalışıyorlar. Bu ikilem, parti içinde 'Trump'sız bir gelecek mi, yoksa Trump'la devam mı?' tartışmalarını alevlendiriyor.
Ara seçimler, Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri için yapılacak. Anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Cumhuriyetçiler ise Senato'daki çoğunluklarını korumaya çalışıyor. Trump'ın mitinglerinin, özellikle banliyölerde ve kadın seçmenler arasında olumsuz etki yaratabileceği belirtiliyor. 2016'da olduğu gibi, Trump'ın ekonomik populizmi ve kültürel savaşları, bazı geleneksel Demokrat seçmenleri Cumhuriyetçilere kazandırmıştı; ancak bu kez aynı etkinin görülmeyeceği, çünkü seçmenlerin Trump'ın başkanlık performansını değerlendireceği ifade ediliyor.
Cumhuriyetçi Parti İçindeki Çatlak Derinleşiyor
Cumhuriyetçi Parti içinde Trump yanlıları ve eleştirenler arasındaki gerilim her geçen gün artıyor. Bazı adaylar, Trump'ın mitinglerine katılmaktan kaçınırken, bazıları ise onun desteğini açıkça arıyor. Özellikle emekli Senatör Jeff Flake ve Tennessee Senatörü Bob Corker gibi isimler, Trump'ın üslubunu ve politikalarını sert bir şekilde eleştirmişti. Bu eleştiriler, partinin geleceği için bir yol ayrımına işaret ediyor.
Öte yandan, Trump'ın seçim kampanyasına müdahalesi, Rusya soruşturması ve diğer yasal sıkıntılarla gölgeleniyor. Özel Yetkili Savcı Robert Mueller'ın soruşturması, seçim öncesinde yeni iddianamelerle gündeme gelebilir. Bu durum, Cumhuriyetçi adayların kampanya mesajlarını gölgeleyebilir ve seçmenin dikkatini ekonomi ve göç gibi konulardan uzaklaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Dış Politikasına Yansımalar
ABD ara seçimleri, yalnızca iç siyaseti değil, aynı zamanda ABD'nin dış politikasını da etkileyecek. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanırsa, Trump'ın yasama gündemi tıkanabilir ve dış politika alanında daha fazla denetim gelebilir. Bu durum, örneğin İran yaptırımları, Kuzey Kore ile müzakereler ve NATO ilişkileri gibi konularda belirsizlik yaratabilir. Ayrıca, Trump'ın ticaret savaşları ve tarifeler gibi konulardaki politikaları, seçim sonuçlarına bağlı olarak yumuşayabilir veya sertleşebilir. Küresel piyasalar, ABD seçimlerini yakından izliyor; çünkü dünyanın en büyük ekonomisinin yönetim şekli, ticaret ve güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Özellikle Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanması hâlinde, Türkiye'ye yönelik tutumun nasıl şekilleneceği merak konusu. Demokratlar, genel olarak insan hakları ve demokrasi konularında daha eleştirel bir çizgide görülse de, Türkiye ile ilişkilerde F-35 krizi, S-400 meselesi ve Suriye'deki PYD/YPG konularında Kongre'deki dengeler değişebilir. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması hâlinde ise Trump'ın kişisel diplomasisi ve Türkiye ile kurduğu doğrudan hat devam edebilir. Bu belirsizlik, Türk dış politikası için önümüzdeki dönemde önemli bir değişken olacak.