ABD'de 6 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin son iki yılını şekillendirecek. Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato'nun 100 sandalyesinden 35'i ve 36 eyalette valilikler için sandık başına gidilecek. Seçim, Trump'ın yasama gündemini sürdürüp sürdüremeyeceğini ve Demokratların Kongre'de kontrolü ele geçirip geçiremeyeceğini belirleyecek. Anketler, Temsilciler Meclisi'nde Demokratların avantajlı olduğunu gösterirken, Senato yarışı başta olmak üzere kritik eyaletlerde dengelerin değişebileceği belirtiliyor.
Seçimlerin arka planı ve kritik yarışlar
Ara seçimler, genellikle iktidardaki partinin oy kaybettiği bir dönüm noktası olarak görülür. Trump'ın 2016'daki sürpriz zaferinin ardından 2018 ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi'ni Demokratlar kazanmıştı. Bu yıl da benzer bir eğilim bekleniyor; ancak Cumhuriyetçiler, Senato'daki çoğunluklarını korumayı hedefliyor. Senato'da 35 sandalye için yarış var. Bunlardan 26'sı Demokratların, 9'u Cumhuriyetçilerin elinde. Demokratların savunmada olduğu eyaletler arasında Missouri, Indiana, North Dakota, West Virginia ve Montana gibi Trump'ın 2016'da büyük farkla kazandığı yerler bulunuyor. Cumhuriyetçilerin savunduğu kritik eyaletler ise Nevada, Arizona, Tennessee ve Texas. Özellikle Texas'ta Demokrat aday Beto O'Rourke'un Cumhuriyetçi Ted Cruz'a karşı yürüttüğü kampanya, ulusal çapta dikkat çekiyor ve Demokratların umutlu olduğu nadir Cumhuriyetçi eyaletlerden biri.
Temsilciler Meclisi'nde ise 435 sandalyenin tamamı yenilenecek. Demokratların 23 sandalye kazanması gerekiyor. 2016'da Trump'ın kazandığı ancak 2012'de Obama'nın kazandığı 23 seçim bölgesi, bu yılın en kritik yerleri olarak öne çıkıyor. Bu bölgeler arasında Pennsylvania, Ohio, Michigan, Wisconsin ve Florida gibi eyaletler var. Anketler, Demokratların bu bölgelerde avantajlı olduğunu gösteriyor; ancak Cumhuriyetçiler, vergi indirimleri ve ekonomik büyüme kartını oynayarak farkı kapatmaya çalışıyor. Ayrıca, 36 eyalette valilik seçimleri yapılacak. Bu seçimler, 2020 başkanlık seçimleri için de önemli bir gösterge olacak.
Seçim kampanyalarının odaklandığı konular arasında sağlık sigortası, göçmenlik, ekonomi ve Trump'ın kişisel davranışları yer alıyor. Demokratlar, Cumhuriyetçilerin Obamacare'i yürürlükten kaldırma girişimlerini ve vergi reformunu eleştirirken, Cumhuriyetçiler ekonomik büyüme ve işsizlik rakamlarındaki düşüşü öne çıkarıyor. Göçmenlik konusunda ise Trump'ın sert politikaları ve sınır güvenliği vaatleri Cumhuriyetçi tabanı konsolide ederken, Demokratlar bu söylemleri kutuplaştırıcı olarak nitelendiriyor. Kadın seçmenler, gençler ve azınlıklar arasında Demokratlara yönelik artan bir destek olduğu anketlere yansıyor. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin kırsal kesimde ve beyaz işçi sınıfı arasında hâlâ güçlü olduğu biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ara seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, küresel dengeleri de etkileyecek. Trump'ın dış politikada attığı adımlar —ticaret savaşları, NATO'ya yönelik eleştiriler, İran yaptırımları ve Kuzey Kore ile yürütülen nükleer diplomasi— Kongre'deki güç dengesine bağlı olarak şekillenebilir. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanırsa, Trump'ın politikalarına karşı daha fazla denetim mekanizması devreye girebilir ve bazı yasama girişimleri tıkanabilir. Bu durum, özellikle ticaret anlaşmaları ve savunma bütçesi gibi konularda belirsizlik yaratabilir. Senato'da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması halinde ise Trump'ın yargı atamaları ve dış politika gündemi daha rahat ilerleyebilir. Uluslararası kamuoyu, seçim sonuçlarını ABD'nin küresel liderlik rolü açısından da yakından takip ediyor. Özellikle Avrupa ve Asya'daki müttefikler, Washington'un istikrarı ve taahhütlerinin sürekliliği konusunda endişeli. Ara seçimler, aynı zamanda 2020 başkanlık seçimleri için bir ön gösterge niteliği taşıyor; Trump'ın yeniden seçilme şansını ve Demokratların adaylık yarışını etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkilerini de yakından ilgilendiriyor. Kongre'deki güç dengesi, Türkiye'ye yönelik silah satışları, yaptırımlar ve Suriye politikası gibi konularda belirleyici olabilir. Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanması, özellikle insan hakları ve basın özgürlüğü konularında Türkiye'ye yönelik eleştirilerin artmasına yol açabilir. Öte yandan, Senato'da Cumhuriyetçi çoğunluğun korunması, Trump yönetiminin Türkiye ile yürüttüğü pazarlıklarda (örneğin F-35 ve Patriot sistemleri) daha esnek davranmasını sağlayabilir. Ancak Kongre'nin her iki kanadında da Türkiye karşıtı tutumun güçlü olduğu unutulmamalı. Seçim sonuçları, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde önümüzdeki iki yılın yol haritasını çizecek.