ABD'de Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti zorlu bir tabloyla karşı karşıya. Partinin Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğunu koruması zaten zor görülüyordu, ancak asıl sürpriz Senato'da yaşanıyor: Anketler, Cumhuriyetçilerin genelde güvenli bölgeleri olarak bilinen kırmızı eyaletler de dahil olmak üzere neredeyse tüm kritik yarışlarda Demokratların önde olduğunu gösteriyor. Bu durum, 2006'daki büyük Demokrat dalgasını anımsatan bir hezimetin kapıda olabileceği yorumlarına yol açıyor.
Seçim öncesi tablo: Cumhuriyetçiler neden zor durumda?
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğu sadece birkaç sandalyeye dayanıyor. Tarihsel olarak, iktidar partisinin ilk ara seçimlerde sandalye kaybetmesi sık görülen bir durum. Ancak bu kez, Cumhuriyetçilerin kendi içindeki bölünmeler, bazı tartışmalı adayların seçmen nezdinde yarattığı olumsuz algı ve ekonomik belirsizlikler partiyi zora sokuyor. Ayrıca, Başkan Biden'ın altyapı ve sosyal harcama paketlerinin yarattığı ivme, Demokratların tabanını hareketlendirmiş durumda.
Senato'da ise durum Cumhuriyetçiler için daha da vahim. Normalde Senato'nun 2022 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin lehine olması beklenirdi çünkü Demokratların savunması gereken koltuk sayısı daha fazla. Ancak anketler, Pensilvanya, Georgia, Arizona, Nevada ve New Hampshire gibi kilit eyaletlerde Demokratların önde olduğunu gösteriyor. Hatta Texas ve Florida gibi geleneksel Cumhuriyetçi kalesi sayılan eyaletlerde bile yarışların kızıştığı belirtiliyor. Bu, Cumhuriyetçi stratejistler için alarm zilleri çalması anlamına geliyor.
Parti içindeki bazı isimler, Donald Trump'ın etkisinin ve seçim yalanlarının adaylar üzerinden seçmeni uzaklaştırdığını dile getiriyor. Özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler, partinin aşırı kanadına kaymasından rahatsız. Bu da genel seçimlerde Demokrat adayların işini kolaylaştırıyor.
Olası sonuçlar ve partide hesaplaşma
Eğer anketler doğru çıkarsa ve Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi'ni hem de Senato'yu kaybederse, partide büyük bir hesaplaşma yaşanması kaçınılmaz görünüyor. 2006'da Demokratların her iki meclisi de kazanmasının ardından Cumhuriyetçiler uzun bir iç muhasebe dönemine girmişti. Benzer bir senaryoda, Trump sonrası dönemde partinin yönüne dair tartışmalar alevlenecek. Özellikle genç ve ılımlı kanat, partinin daha merkezci bir çizgiye çekilmesi için baskı yapacak. Ancak Trump'ın hala taban üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu kolay bir mücadele olmayacak.
Seçim sonuçları aynı zamanda Biden yönetiminin önünü açabilir. Demokratların her iki meclisi de kontrol etmesi durumunda, yasama süreci hızlanacak ve Biden'ın altyapı, iklim ve sosyal politika gündemi daha rahat hayata geçirilebilecek. Ancak Senato'da 50-50 bir dağılım olsa bile Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in eşitlik bozucu oyuyla Demokratlar kontrolü elinde tutabilir.
Uluslararası alanda ise ABD'deki siyasi istikrarsızlık ve seçim sonuçlarına ilişkin belirsizlik, müttefikler tarafından dikkatle izleniyor. Özellikle Ukrayna savaşı, iklim değişikliğiyle mücadele ve ticaret politikaları açısından ABD'nin tutumu merak konusu. Cumhuriyetçilerin Kongre'deki gücünü kaybetmesi, Biden yönetiminin dış politikada daha rahat hareket etmesini sağlayabilir. Ancak tam tersi bir senaryoda, Cumhuriyetçilerin Kongre'yi kontrol etmesi halinde Biden'ın dış politika girişimleri sekteye uğrayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da belirleyici olabilir. Demokratların Kongre'deki gücünü artırması, özellikle insan hakları ve demokrasi konularında Türkiye'ye yönelik eleştirilerin dozunu artırabilir. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi, Türkiye'nin F-16 alım süreci gibi savunma işbirliklerinde Kongre'deki onay sürecini etkileyebilir. Zira Kongre'de Türkiye'ye yönelik silah satışlarına karşı çıkan isimlerin önemli bir kısmı Demokrat Parti içinde. Ancak her iki partinin de Türkiye'ye yönelik tutumunda S-400 ve insan hakları gibi konular belirleyici olmaya devam edecek. Seçim sonuçları, ABD'nin dış politika önceliklerini değiştirebilir ve Türkiye'nin bölgesel hamlelerini etkileyebilir.