ABD Başkanı Joe Biden’ın görev süresinin ortasında yapılacak Kasım ayı ara seçimleri, tarihsel verilerin ışığında Cumhuriyetçi Parti’ye önemli bir avantaj sunuyor. Tüm ara seçimler aynı dinamiklere sahip olmasa da, Beyaz Saray’ı elinde bulunduran partinin ara seçimlerde genellikle sandalye kaybettiği gözlemleniyor. Bu yılki seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun üçte biri yenilenecek. Cumhuriyetçiler, en azından Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu geri kazanmayı hedefliyor. Demokratlar ise mevcut dar çoğunluklarını korumaya çalışıyor. Seçim kampanyaları, enflasyon, ekonomi, göç ve kürtaj gibi konular etrafında şekilleniyor.
Seçimlerin Arka Planı: Tarihsel Eğilimler
ABD siyasetinde, başkanlığın ilk ara seçimlerinde iktidar partisinin ortalama 26 sandalye kaybettiği görülüyor. Bu eğilim, 1934 ve 2002 yılları dışında neredeyse her dönemde kendini göstermiştir. Biden’ın onay oranlarının düşük seyretmesi ve artan enflasyon, Cumhuriyetçilerin bu tarihsel avantajı kullanmasını kolaylaştırıyor. Öte yandan, Yüksek Mahkeme’nin kürtaj hakkını anayasal güvence altından çıkaran kararı, Demokrat tabanı harekete geçirebilir. Partiler, seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi ve oy verme yasalarındaki değişiklikler nedeniyle kıyasıya bir mücadele veriyor. Özellikle salıncak eyaletlerdeki yarışlar, genel sonucu belirleyecek kilit faktörler arasında yer alıyor.
Cumhuriyetçiler, Biden yönetiminin ekonomi politikalarını eleştirerek, yüksek fiyatlar ve tedarik zinciri sorunlarını öne çıkarıyor. Demokratlar ise altyapı yatırımları ve iklim değişikliğiyle mücadele yasalarını referans gösteriyor. Ayrıca, Ocak 2021’deki Kongre baskınına ilişkin soruşturma, bazı seçim bölgelerinde Cumhuriyetçi adaylar için risk oluşturuyor. Seçimlere katılım oranının yüksek olması bekleniyor; 2020 başkanlık seçimlerindeki rekor katılım, ara seçimlerde de kendini gösterebilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD ara seçimlerinin sonuçları, sadece iç politikayı değil, küresel dengeleri de etkileyecek. Cumhuriyetçilerin Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesi halinde, Biden’ın Ukrayna’ya askeri ve mali yardım politikaları sorgulanabilir. Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, yardımların daha sıkı denetlenmesini talep ediyor. Öte yandan, Çin’e karşı sert tutumlarıyla bilinen Cumhuriyetçiler, ticaret ve teknoloji alanında daha agresif bir yaklaşım benimseyebilir. İklim değişikliği konusunda ise Demokratların yeşil enerji yatırımları, Cumhuriyetçi çoğunlukla yavaşlayabilir. Orta Doğu’da, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerde yeni bir dönem başlayabilir. Ayrıca, göç politikalarındaki olası değişiklikler, Amerika kıtasındaki ülkeleri doğrudan etkileyecektir.
NATO müttefikleri, ABD’nin savunma taahhütlerinin devam edip etmeyeceğini yakından izliyor. Cumhuriyetçi kanattaki bazı izolasyonist eğilimler, Avrupa’da endişeyle karşılanıyor. Ancak, Rusya-Ukrayna savaşı, transatlantik ittifakın önemini yeniden ortaya koydu. Seçim sonuçları, ABD’nin küresel liderlik rolünü nasıl sürdüreceği konusunda belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da kritik bir dönemeçtir. Cumhuriyetçilerin Kongre’de güç kazanması, Türkiye’ye yönelik Kongre kaynaklı yaptırım baskılarını artırabilir. Özellikle S-400 meselesi ve Doğu Akdeniz politikaları, Cumhuriyetçi kanatta daha sert eleştirilere konu olmaktadır. Bununla birlikte, Cumhuriyetçi yönetimler tarihsel olarak Türkiye ile savunma işbirliğine daha sıcak bakmıştır. Seçim sonrası oluşacak denge, F-35 programına dönüş ve Suriye politikaları gibi konularda yeni fırsatlar veya zorluklar yaratabilir. Türkiye, seçim sürecini yakından takip ederek, iki partili destek arayışını sürdürmelidir.