ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin itirazına rağmen, 14. Ek Madde'nin Amerikan topraklarında doğan hemen herkese vatandaşlık hakkı tanıdığını teyit etti. Mahkeme, Trump v. Barbara davasında, bu hakkın yasadışı veya geçici statüdeki ebeveynlerin çocuklarını da kapsadığını belirtti. Ancak mahkeme, doğumla vatandaşlık kazanmanın iyi bir politika olup olmadığı konusunda görüş bildirmedi. Karar, ABD'de uzun süredir tartışılan bir konuyu yeniden gündeme taşıdı.
14. Ek Madde ve Doğumla Vatandaşlık
ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi, 1868'de İç Savaş sonrasında kabul edildi. Madde, "Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve yargı yetkisine tabi olan herkes, Birleşik Devletler'in ve ikamet ettikleri eyaletin vatandaşıdır" ifadesini içerir. Bu hüküm, geleneksel olarak, ülkede doğan herkese, ebeveynlerinin statüsüne bakılmaksızın vatandaşlık verilmesi şeklinde yorumlanmıştır. Trump yönetimi, bu yorumun sadece yasal daimi ikamet sahiplerinin çocuklarını kapsaması gerektiğini savunuyordu. Mahkeme ise, metnin açık olduğunu ve "yargı yetkisine tabi olma" istisnasının sadece diplomatlar gibi çok dar bir grubu kapsadığını belirtti.
Karar, ABD'de her yıl yaklaşık 4,5 milyon doğumun yüzde 7'sini oluşturan, ebeveynleri yasadışı göçmen veya geçici çalışma vizesi sahibi olan çocukları ilgilendiriyor. Göçmenlik karşıtı gruplar, doğumla vatandaşlığın "cazibe merkezi" oluşturduğunu ve sınır güvenliğini zayıflattığını öne sürüyor. Buna karşılık, sivil toplum örgütleri, bu hakkın kaldırılmasının binlerce çocuğu vatansız bırakacağı ve anayasal ilkeleri ihlal edeceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Tartışmalar ve ABD'nin Konumu
Dünyada doğumla vatandaşlık uygulaması yalnızca birkaç ülkede var. Kanada, Meksika ve birçok Güney Amerika ülkesi de benzer bir sistemi benimserken, Avrupa ülkelerinin çoğu kan bağı esasına dayalı vatandaşlık tanıyor. ABD'deki bu karar, diğer ülkelerdeki göçmenlik politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Avrupa'da artan göçmen karşıtlığı, doğumla vatandaşlık gibi uygulamaların sorgulanmasına yol açıyor. Ancak uluslararası hukuk, çocukların vatansız kalmasını önlemek için devletlerin doğumla vatandaşlık vermesini teşvik ediyor. ABD'nin bu konudaki tutumu, küresel normlar açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin doğumla vatandaşlık konusunda farklı bir uygulaması var. Vatandaşlık Kanunu'na göre, Türkiye'de doğan herkes otomatik olarak Türk vatandaşı olmuyor; vatandaşlık genellikle kan bağına dayanıyor. ABD'deki bu karar, Türkiye'nin göçmen politikalarını doğrudan etkilemese de, küresel göç tartışmaları açısından önem taşıyor. Özellikle Suriyeli mültecilerin çocuklarının Türkiye'de doğmasıyla ilgili tartışmalar, benzer hukuki soruları gündeme getirebilir. Ayrıca, ABD'nin bu kararı, uluslararası hukukta çocuk hakları ve vatansızlıkla mücadele konularında bir emsal teşkil edebilir.