ABD'nin Küba'ya yönelik petrol ambargosu, ada ülkesinde akaryakıt krizini derinleştirirken, Çin'den yapılan güneş paneli ve batarya ithalatı son bir yılda patlama yaptı. Küba, dünyanın en hızlı güneş enerjisi dönüşümlerinden birini gerçekleştiriyor. Onlarca yeni güneş parkı inşa eden ülke, Fransa'nın da desteğiyle fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Bu dönüşüm, hem ABD ambargosuna karşı bir direniş stratejisi hem de yenilenebilir enerjide küresel bir deney olarak dikkat çekiyor.
Petrol ambargosu ve enerji krizi
ABD'nin 1962'den beri uyguladığı ticari ambargo, 2017'de Trump yönetiminin sertleştirdiği ve Biden döneminde de kısmen devam eden yaptırımlarla Küba'nın petrol ithalatını ciddi ölçüde kısıtlıyor. Ülke, uzun yıllar Venezuela ve Rusya'dan sübvansiyonlu petrol alırken, son yıllarda bu kaynakların azalmasıyla ciddi bir enerji darboğazı yaşıyor. Günlük yaşamda sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor, sanayi üretimi durma noktasına geliyor.
Bu kriz, Havana yönetimini alternatif enerji kaynaklarına yönelmeye itti. Güneş enerjisi, adanın yıl boyunca yüksek güneşlenme süresi ve düşük kurulum maliyetleri nedeniyle en uygun seçenek olarak öne çıkıyor. Çin, bu alanda Küba'nın en büyük ortağı konumunda. 2023'te Küba'ya yapılan güneş paneli ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 300 arttı. Çinli firmalar, sadece panel değil, aynı zamanda depolama bataryaları ve şebeke yönetim sistemleri de tedarik ediyor.
Küba'nın güneş enerjisi hedefleri
Küba hükümeti, 2030 yılına kadar elektrik üretiminin yüzde 24'ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. Bu oran şu anda yüzde 5'in altında. Ülkede halihazırda 80'den fazla küçük ölçekli güneş parkı faaliyet gösteriyor; 2024 içinde 20 yeni park daha devreye alınacak. Fransa, bu projelere teknik danışmanlık ve finansman sağlıyor. Fransız Kalkınma Ajansı (AFD), Küba'daki güneş enerjisi projelerine 50 milyon avro kredi tahsis etti.
Uzmanlar, Küba'nın güneş enerjisi dönüşümünün sadece enerji bağımsızlığı değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma için de bir fırsat olduğunu belirtiyor. Ancak ülkenin altyapı yetersizlikleri, yedek parça teminindeki zorluklar ve ambargonun yarattığı finansal kısıtlamalar, dönüşümün hızını sınırlıyor. Yine de, Küba'nın bu alandaki kararlılığı, benzer yaptırımlar altındaki diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir.
Küba'nın güneş enerjisi dönüşümünün küresel etkileri
Küba'nın enerji dönüşümü, ABD ambargosunun etkinliğini sorgulatan bir gelişme. Washington'un petrol ambargosu, Küba'yı çökertmek yerine yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdı. Bu durum, yaptırım politikalarının öngörülemeyen sonuçlarına iyi bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, Çin'in Latin Amerika'daki nüfuzunu artırma stratejisiyle de örtüşüyor. Pekin, bölgedeki enerji projelerine yaptığı yatırımlarla ABD'nin etki alanına meydan okuyor.
Fransa'nın bu projeye dahil olması ise AB'nin Küba'ya yönelik siyasetindeki çeşitliliği gösteriyor. AB, ABD ambargosunu tanımamakla birlikte, Küba'daki insan hakları ihlalleri nedeniyle bazı kısıtlamalar uyguluyor. Fransa, enerji işbirliğini sürdürerek hem Havana'ya destek veriyor hem de kendi yenilenebilir enerji şirketlerine yeni pazarlar açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'nın güneş enerjisi dönüşümü, Türkiye için birkaç açıdan önem taşıyor. İlk olarak, Türkiye de enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak benzer bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Küba'nın ambargo altında dahi yenilenebilir enerjiye yönelmesi, yaptırımlarla karşılaşabilecek Türkiye için bir ders niteliği taşıyabilir. İkinci olarak, Türkiye'nin Afrika ve Latin Amerika'da yürüttüğü enerji diplomasisi kapsamında, Küba deneyimi benzer ülkelere model olarak sunulabilir. Üçüncü olarak, Çin'in Latin Amerika'daki bu tip yatırımları, Türkiye'nin kendi bölgesinde Çin'le rekabet ettiği projeler açısından da referans teşkil ediyor.