ABD yönetiminin Afrika ülkelerine yönelik son vize kısıtlamaları, hem cezalandırıcı olduğu hem de bu ülkeleri Çin'e daha da yakınlaştırarak ters tepebileceği yönünde artan eleştirilerle karşı karşıya. 1 Ağustos'tan bu yana 25 Afrika şehrinde vize hizmetleri askıya alındı ve başvuru sahipleri vize başvurusu yapabilmek için başka ülkelere seyahat etmek zorunda kalıyor. Bu durum, ABD'nin Afrika kıtasındaki diplomatik erişimini sınırlarken, Çin'in bölgedeki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlıyor.
Vize kısıtlamalarının arka planı ve kapsamı
ABD Dışişleri Bakanlığı, 1 Ağustos'ta yürürlüğe giren kararla, aralarında Nijerya, Etiyopya, Kenya, Güney Afrika ve Mısır'ın da bulunduğu 25 Afrika şehrindeki vize hizmetlerini süresiz olarak askıya aldı. Karar, ABD'nin göçmenlik politikalarını sıkılaştırma ve kaynakları daha verimli kullanma çabasının bir parçası olarak sunuluyor. Ancak Afrika Birliği ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, bu adımın Afrikalı iş insanları, öğrenciler ve aileleri doğrudan etkilediğini ve kıtaya yönelik ayrımcı bir yaklaşımın göstergesi olduğunu savunuyor.
Vize hizmetlerinin askıya alındığı şehirler arasında Lagos, Addis Ababa, Nairobi, Cape Town, Kahire, Dakar, Akra ve Kinşasa gibi önemli metropoller yer alıyor. Bu şehirler, aynı zamanda ABD ile ticari ve kültürel bağların en yoğun olduğu merkezler. Başvuru sahipleri artık vize görüşmeleri için ya çok uzak mesafeler kat etmek ya da komşu ülkelerdeki ABD büyükelçiliklerine başvurmak zorunda. Bu durum, zaten kısıtlı olan kaynaklarla mücadele eden birçok Afrikalı için ciddi bir engel oluşturuyor.
Uzmanlar, kısıtlamaların arkasında yatan temel nedenin ABD'nin göçmenlik sistemindeki yapısal sorunlar ve kaynak yetersizliği olduğunu belirtiyor. Ancak kararın uygulanış biçimi, kıta genelinde hayal kırıklığı yaratmış durumda. ABD'nin Afrika'daki imajı zaten son yıllarda Çin'in kuşak ve yol girişimi kapsamındaki yatırımları ve altyapı projeleriyle karşılaştırıldığında zayıflamıştı. Vize kısıtlamaları bu algıyı daha da kötüleştirebilir.
Çin'in Afrika'daki stratejik kazanımları
Çin, son yirmi yılda Afrika kıtasında ekonomik ve diplomatik varlığını istikrarlı bir şekilde artırdı. 2023 itibarıyla Çin-Afrika ticaret hacmi 282 milyar doları aşarken, Çin kıtadaki en büyük ticaret ortağı konumunda. Aynı dönemde ABD-Afrika ticaret hacmi 64 milyar dolar civarında kaldı. Çin ayrıca Afrika ülkelerine vizesiz seyahat veya kolaylaştırılmış vize prosedürleri sunarak, öğrencilere ve iş insanlarına cazip fırsatlar yaratıyor.
Pekin yönetimi, Afrika'daki diplomatik ağını genişletmek için eğitim, sağlık ve altyapı alanlarında çeşitli programlar yürütüyor. Her yıl binlerce Afrikalı öğrenciye Çin'de burs sağlanıyor ve Çin hükümeti, Afrika ülkeleriyle ikili anlaşmalar çerçevesinde vize serbestisi veya uzun süreli vizeler tahsis ediyor. Bu politikalar, ABD'nin kısıtlayıcı tutumunun aksine, Afrika halkları nezdinde Çin'i daha çekici bir ortak haline getiriyor.
Öte yandan, ABD'nin vize kısıtlamaları, Afrika ülkelerinin uluslararası platformlarda Çin ile daha yakın işbirliği yapmasına da zemin hazırlayabilir. Birleşmiş Milletler ve diğer çok taraflı kuruluşlarda Afrika ülkelerinin oyları, Çin'in küresel yönetişimdeki pozisyonunu güçlendirebilir. Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların uzun vadede ABD'nin Afrika'daki yumuşak gücünü erozyona uğratacağı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'daki etkinliğini artıran önemli bir aktör olarak bu gelişmeden dolaylı olarak etkilenebilir. ABD'nin vize kısıtlamaları, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle olan ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmesi için bir fırsat yaratabilir. Türk Hava Yolları'nın kıtadaki geniş uçuş ağı ve Türkiye'nin bölgedeki büyükelçilik sayısını artırması, Ankara'nın Afrika'daki nüfuzunu pekiştirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ülkelerine yönelik vize politikaları nispeten esnek olduğundan, ABD'nin kısıtlamalarından etkilenen iş insanları ve öğrenciler için Türkiye bir alternatif merkez haline gelebilir. Ancak bu durum, Çin'in artan etkisiyle rekabeti de beraberinde getirebilir. Türkiye'nin denge politikası izlemesi ve Afrika'daki çıkarlarını koruması kritik önem taşıyor.