ABD, Afganistan'da ABD askerlerine tercümanlık yapan bir Afgan vatandaşının yakınını, savaşın sürdüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'ne (OAC) sınır dışı etti. Amerikan basınında çıkan haberlere göre, ABD'de koruma statüsü verilen Afgan vatandaşının bir akrabası, geçtiğimiz günlerde başkent Bangui'ye gönderildi. Bu kişinin, onlarca sınır dışı edilen Afgan'dan biri olduğu ve Taliban'ın 2021'de iktidara gelmesinin ardından ABD'nin verdiği sözlerin aksine uyguladığı sert göç politikalarının bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Afganistan'da 20 yıl süren ABD askeri varlığı sırasında, binlerce Afgan vatandaşı ABD ordusu ve diplomatik misyonları için tercüman, rehber ve lojistik destek sağladı. Taliban'ın kontrolü ele geçirmesinin ardından bu kişiler ve aileleri, misilleme korkusuyla ABD'ye tahliye edilmek istedi. ABD, Özel Göçmen Vizesi (SIV) programı ve insani yardım programları kapsamında öncelikli tahliye sözü verdi. Ancak sahada yaşanan kaos ve bürokratik engeller nedeniyle birçok Afgan, ülkeyi terk edemedi veya ABD'ye geldikten sonra sorunlarla karşılaştı.
Söz konusu sınır dışı vakası, ABD'de koruma statüsüne sahip bir Afgan'ın yakınının, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi çatışma ve insani krizlerle boğuşan bir ülkeye gönderilmesini konu alıyor. OAC, uzun süredir silahlı grupların çatışmalarına sahne olan, BM'nin insani yardım çağrıları yaptığı bir ülke. Sınır dışı edilen kişinin güvenliği konusunda ciddi endişeler bulunuyor. İnsan hakları örgütleri, ABD'nin bu tür uygulamalarının, Afgan müttefiklerine duyduğu sorumluluğu göz ardı ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu vaka, ABD'nin göç politikalarındaki çelişkili tutumu ve Afgan mültecilerin kırılgan durumunu gözler önüne seriyor. Biden yönetimi, göreve geldikten sonra mülteci kabulünü artırma sözü vermişti. Ancak, özellikle Meksika sınırında yaşanan düzensiz göç dalgası ve iç siyasi baskılar, yönetimin daha sert önlemler almasına yol açtı. Sınır dışı edilen Afganların sayısının son aylarda arttığı belirtiliyor. Çoğu, Orta Afrika ve diğer yüksek riskli bölgelere gönderiliyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin bu politikası, mülteci korumasına ilişkin uluslararası normları zayıflatıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), hiçbir mültecinin güvenliğinin tehlikede olduğu yerlere geri gönderilmemesi gerektiğini vurguluyor. Afganistan'ın komşuları olan Pakistan ve İran'da da mülteci durumu kötüleşirken, Batılı ülkelerin Afgan mültecilere yönelik kabul politikaları giderek katılaşıyor. Bu durum, mülteci krizinin küresel bir dayanışma sorunu olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, mülteci politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda ve Afganistan'dan gelen göç dalgalarıyla da karşı karşıya. ABD'nin bu uygulaması, uluslararası mülteci hukukuna yaklaşımı açısından bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Batılı ülkelerin mülteci yükünü paylaşmak yerine sınır dışı yöntemlerine başvurması, Türkiye gibi ev sahibi ülkelerin üzerindeki yükü artırabilir. Bu nedenle Ankara'nın, uluslararası platformlarda mülteci haklarının korunması için daha aktif bir rol üstlenmesi gerekebilir.