ABD'nin 250. kuruluş yıldönümüne yaklaşık bir yıl kala, kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının ülkesine karşı duyduğu karmaşık duyguları gözler önüne seriyor. Yeni bir ankete göre, Amerikalıların önemli bir kısmı ülkelerinin başarılarıyla gurur duyarken, aynı oranda büyük bir kesim siyasi kutuplaşma, ekonomik eşitsizlik ve toplumsal adalet sorunları nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyor. Anket, 1776 Bağımsızlık Bildirgesi'nin 250. yıl dönümü olan 4 Temmuz 2026'ya giden süreçte, Amerikan toplumunun ruh halinin ne kadar bölünmüş olduğunu ortaya koyuyor.
Anketin arka planı ve temel bulgular
Washington merkezli bağımsız araştırma kuruluşu Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan ankete göre, Amerikalıların %42'si ülkelerinin bugüne kadarki başarılarından "çok gurur duyduğunu" belirtirken, %28'i "oldukça gurur duyduğunu" ifade etti. Ancak %22'lik bir kesim "çok az gurur duyduğunu" veya "hiç gurur duymadığını" söyledi. Dikkat çekici bir bulgu ise, siyasi yelpazenin iki ucundaki seçmenler arasındaki keskin farklılıklar. Cumhuriyetçi seçmenlerin %67'si "çok gururlu" yanıtı verirken, Demokratlarda bu oran sadece %25'te kaldı. Bağımsız seçmenlerin ise %38'i bu kategoride yer aldı.
Anket, özellikle genç nesiller arasında (18-29 yaş) ulusal gururun daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu grupta sadece %28'i "çok gururlu" olduğunu söylerken, %25'i "hiç gurur duymuyorum" dedi. Buna karşın 65 yaş üstü Amerikalıların %62'si "çok gururlu" hissettiğini belirtti. Etnik ve ırksal kökene göre de farklılıklar gözlemlendi: Beyaz Amerikalıların %50'si, siyahilerin %26'sı, Hispaniklerin %32'si ve Asya kökenli Amerikalıların %43'ü "çok gururlu" yanıtı verdi.
Katılımcılar, ABD'nin en çok gurur duydukları yönlerini sorulduğunda, ilk sırada %34 ile "özgürlükler ve demokrasi" yanıtı geldi. Bunu "ekonomik fırsatlar" (%24) ve "çeşitlilik" (%18) takip etti. Ancak en büyük hayal kırıklığı kaynakları olarak "siyasi kutuplaşma" (%38), "ekonomik eşitsizlik" (%29) ve "ırkçılık/ayrımcılık" (%15) sıralandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu anket sonuçları, ABD'nin dünya sahnesindeki imajı açısından da önemli ipuçları veriyor. Uluslararası kamuoyunda ABD algısı, son yıllarda özellikle Irak ve Afganistan savaşları, 2008 mali krizi, 2020 pandemisi ve 6 Ocak 2021 Kongre baskını gibi olaylarla sarsılmıştı. ABD'nin 250. yılına yaklaşırken içteki bu bölünmüşlük, ülkenin küresel liderlik rolünü ve ittifaklara olan bağlılığını sorgulamaya açıyor. Özellikle Çin ve Rusya gibi rakiplerin, ABD'nin iç siyasi krizlerini kullanarak Batı ittifakını zayıflatma çabaları sürüyor. Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri ise ABD'nin istikrarı konusunda endişeli.
Jeopolitik analistler, ABD'nin 250. yıl dönümünün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir muhasebe fırsatı olduğunu vurguluyor. Ankette ortaya çıkan gurur-hayal kırıklığı dengesi, Amerikan demokrasisinin ne kadar dayanıklı olduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan bir başka ankette, Amerikalıların %55'inin ülkenin siyasi sisteminin köklü reforma ihtiyacı olduğunu düşündüğü tespit edilmişti. Bu veriler, 250 yıllık tarihin ardından Amerikan toplumunun yeni bir toplumsal sözleşme arayışında olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iç siyasi istikrarı ve toplumsal uyumu, Türkiye'nin dış politika hesaplamalarında önemli bir parametredir. Ankara-Washington hattında savunma, ticaret ve enerji gibi alanlardaki işbirliği, ABD'nin iç siyasi dinamiklerinden doğrudan etkilenmektedir. Anketin ortaya koyduğu kutuplaşma ve güven erozyonu, ABD'nin öngörülebilir bir ortak olarak hareket kabiliyetini sınırlayabilir. Türkiye, özellikle F-35 programından çıkarılma ve S-400 krizi gibi konularda ABD'deki siyasi bölünmüşlükten kaynaklanan belirsizlikler yaşamıştır. Ayrıca, ABD'deki ırkçılık karşıtı protestolar ve başkanlık seçimleri sırasında Türkiye karşıtı söylemlerin yükselmesi, ikili ilişkileri zorlamıştır. Dolayısıyla, ABD'nin 250. yıl dönümü sürecinde iç sorunlarına odaklanması, Türkiye'nin askeri ve diplomatik alandaki beklentilerini olumsuz etkileyebilir. Ancak ABD'nin demokratik kurumlarının dayanıklılığı, uzun vadede daha istikrarlı bir ilişki vaat edebilir.