ABD Yüksek Mahkemesi'nin 2022 yılında Roe v. Wade kararını bozan Dobbs kararının ardından, kürtaj karşıtı hareketin (pro-life) önünde yeni bir dönem başladı. Roe v. Wade'in devrilmesine yol açan stratejiler, artık hareketi ileriye taşıyamayacak. Kürtaj karşıtı aktivistler, eyalet düzeyinde yasaklar ve federal düzenlemeler için mücadele ederken, halkın desteğini ve siyasi etkinliğini sürdürmek için yeni bir odaklanma ve hedef belirleme ihtiyacı duyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Roe v. Wade, 1973 yılında ABD'de kürtajı anayasal bir hak olarak tanımlamıştı. Ancak 2022'de Dobbs v. Jackson Women's Health Organization davasıyla Yüksek Mahkeme, bu kararı bozarak kürtaj düzenlemesini eyaletlerin insiyatifine bıraktı. Karar sonrası 20'den fazla eyalet kürtajı kısıtlayan veya yasaklayan yasalar çıkarırken, diğer eyaletler kürtaj hakkını korumaya devam etti. Kürtaj karşıtı hareket, bu zaferin ardından daha fazla yasak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların çoğunluğunun kürtajın en azından bazı durumlarda yasal olmasını desteklediğini gösteriyor. Bu durum, hareketin stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Artık sadece yasaklara odaklanmak yerine, annelere ve ailelere destek programları, doğum yanlısı politikalar ve kürtajı önleyici eğitim gibi daha geniş bir çerçeve benimsenmesi gerektiği tartışılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu değişim, küresel çapta da yankı buluyor. Latin Amerika ve Avrupa'da kürtaj yasaları tartışılırken, ABD örneği sıkça referans gösteriliyor. Polonya ve Macaristan gibi ülkelerdeki muhafazakar hükümetler, Dobbs kararını kendi politikalarını meşrulaştırmak için kullanıyor. Öte yandan, Meksika ve Kolombiya gibi ülkeler kürtaj haklarını genişletiyor. ABD içindeki bu dönüşüm, uluslararası insan hakları örgütlerinin yanı sıra dini ve muhafazakar grupların da dikkatini çekiyor. Kürtaj karşıtı hareketin yeni hedefleri, ABD'nin yanı sıra küresel düzeyde de pro-life politikaların yayılmasını amaçlıyor. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda kürtaj karşıtı söylemlerin güçlenmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye'deki kürtaj tartışmalarını doğrudan etkilemese de, benzer muhafazakar dinamikleri yansıtması açısından önemli. Türkiye'de kürtaj 1983'ten beri yasal olmakla birlikte, son yıllarda erişimde kısıtlamalar ve sağlık kuruluşlarındaki uygulama farklılıkları yaşanıyor. ABD'deki pro-life hareketin yeni stratejileri, Türkiye'deki benzer gruplar için bir model oluşturabilir. Küresel bağlamda ise, ABD'deki bu yönelim, kadın hakları ve üreme sağlığı konularında uluslararası normların tartışılmasına yol açıyor. Türkiye, bu tartışmaların dışında kalmamak adına kendi politikalarını gözden geçirmeli ve kadın sağlığına erişimde yaşanan sorunları ele almalıdır.