ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümüne doğru ilerlerken, ülkedeki Hint diasporası benzeri görülmemiş bir kimlik kriziyle karşı karşıya. Yükselen dışlayıcı politikalar, artan İslamofobi ve ABD-Hindistan ilişkilerindeki gerilim, yaklaşık 4,5 milyonluk Hint kökenli Amerikalı toplumunu iki kültür arasında sıkıştırıyor. Bu durum, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmenler arasında aidiyet duygusunu zedelerken, toplumun siyasi duruşunda da belirgin ayrışmalara yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
Hint diasporası, uzun yıllar boyunca ABD'de 'model azınlık' olarak görülmüş, eğitim ve ekonomik başarılarıyla öne çıkmıştı. Ancak Trump döneminde artan göçmen karşıtı söylemler, 'Hindistan yanlısı' olarak bilinen bazı grupların Pakistan ve Müslüman karşıtı tutumları, toplumu bölmeye başladı. Biden döneminde ise ABD'nin Hindistan'ın insan hakları siciline yönelik eleştirileri, özellikle Hindistan'daki Müslüman azınlığa yönelik baskıların gündeme gelmesi, diaspora içinde ciddi tartışmalara neden oldu.
2024'te ABD'de yapılan bir araştırma, Hint kökenli Amerikalıların %40'ının ülkede kendilerini güvende hissetmediğini ortaya koydu. Ekonomik olarak iyi durumda olan bu topluluk, sosyal kabul ve siyasi temsil konusunda endişelerini dile getiriyor. Özellikle Kaliforniya, New Jersey ve Teksas gibi yoğun nüfuslu bölgelerde, Hint kökenli gençlerin 'nerelisin?' sorusuna verdikleri yanıtlar giderek daha karmaşık hale geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hint diasporasının yaşadığı bu kimlik bunalımı, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda ABD-Hindistan stratejik ortaklığını da etkiliyor. Diaspora, her iki ülke arasında bir köprü işlevi görürken, artan kutuplaşma bu rolü zorlaştırıyor. Hindistan'a yapılan yıllık 20 milyar doları aşan para transferleri ve iki yönlü ticaret hacmi, diaspora üzerinden şekilleniyor. Ancak ABD'de yükselen 'Amerika önce' söylemi ve Hindistan'da artan milliyetçilik, diaspora üyelerini iki ateş arasında bırakıyor.
Diğer yandan, Kanada, İngiltere ve Avustralya'daki Hint diasporalarında da benzer eğilimler gözlemleniyor. Bu ülkelerde de artan göçmen karşıtlığı ve 'Hint karşıtı' söylemler, küresel ölçekte bir Hint diasporası kimlik krizine işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumun önümüzdeki yıllarda uluslararası göç politikalarını ve çok kültürlü toplum modellerini yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hint diasporasındaki bu kimlik bunalımı, Türkiye açısından da önemli çıkarımlar barındırıyor. Türk diasporası benzer şekilde Avrupa ve ABD'de ayrımcılık ve dışlanma ile karşı karşıya. Ankara, bu gelişmeleri yakından izleyerek kendi vatandaşlarının entegrasyon politikalarını gözden geçirebilir. Ayrıca ABD-Hindistan ilişkilerindeki gerilim, Türkiye'nin Güney Asya politikasında yeni fırsat pencereleri açabilir. Hindistan'ın Pakistan ve Çin ile olan rekabetinde, Türkiye'nin denge unsuru olma potansiyeli bulunuyor. Son olarak, diaspora politikalarının küresel güç dengelerindeki rolü, Türkiye'nin yurtdışı lobi faaliyetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.