ABD, İran'a yönelik geniş çaplı askeri yığınak kapsamında Orta Doğu'ya 2.000 deniz piyadesi ve Roosevelt uçak gemisi saldırı grubunu konuşlandırdı. Hürmüz Boğazı'nda bir tankere saldırı düzenlendi. Bölgede gerilim son ayların en yüksek seviyesine ulaştı.
Askeri Yığınağın Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran çevresindeki askeri varlığını güçlendirme kararı aldı. Bu kapsamda USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye yönlendirilirken, 2.000 deniz piyadesi de Orta Doğu'daki üslere konuşlandırıldı. Söz konusu birliklerin büyük bölümü, deniz piyadelerine ait amfibi görev grubunun parçası olarak Basra Körfezi ve çevresinde konumlandırılacak. ABD yönetimi, bu adımın İran'ın bölgedeki "yıkıcı faaliyetlerine" yanıt olduğunu ve müttefiklerin güvenliğini sağlamayı amaçladığını bildirdi.
Roosevelt saldırı grubunun bölgeye intikali, ABD'nin son altı ayda Orta Doğu'ya yaptığı üçüncü büyük askeri takviye olma özelliği taşıyor. Daha önce de destroyerler ve Patriot hava savunma sistemleri bölgeye gönderilmişti. Bu son konuşlandırma ile birlikte ABD'nin bölgedeki asker sayısının 40.000'i aşabileceği değerlendiriliyor. Askeri uzmanlar, bu tür bir yığınağın hem caydırıcılık hem de olası bir çatışmaya hazırlık amacı taşıdığını belirtiyor.
Hürmüz Boğazı'nda Tankere Saldırı
Askeri hareketlilikle aynı gün, Hürmüz Boğazı'nda bir tankere saldırı düzenlendi. Saldırının türü ve sorumluluğu henüz netleşmemekle birlikte, bölgede artan gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Son yıllarda bu bölgede çok sayıda tankere yönelik sabotaj ve saldırı olayı yaşandı; ABD ve müttefikleri genellikle bu saldırılardan İran'ı sorumlu tuttu. İran ise suçlamaları reddediyor.
Bu son saldırı, ABD'nin askeri yığınağını haklı çıkarmak için bir gerekçe olarak kullanılabilir. Aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisini gösterme çabası olarak da yorumlanıyor. Petrol fiyatları, saldırı haberinin ardından yüzde 2'den fazla artış gösterdi. Uluslararası denizcilik kuruluşları, bölgeden geçen gemilere yönelik riskin arttığı uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin askeri yığınağı, İran ile nükleer müzakerelerin tıkandığı bir dönemde geldi. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığını ve bazı uluslararası denetimlere sınırlama getirdiğini açıklamıştı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programının askeri amaç taşıdığından endişe ediyor; Tahran ise programının sivil olduğunu savunuyor. Diplomatik kanalların kapalı olması, askeri seçeneklerin öne çıkmasına neden oluyor.
Bölgede İran'ın yanı sıra Rusya ve Çin de etkin. Rusya, İran ile askeri ve teknik işbirliğini derinleştirirken, Çin İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. ABD'nin askeri varlığını artırması, bu ülkelerin bölgedeki çıkarlarını da doğrudan etkiliyor. Ayrıca İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi ABD müttefikleri, İran'a karşı daha sert bir tutum izlenmesini istiyor.
NATO da gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'nin ittifak içindeki müttefiklerinden bazıları, olası bir çatışmanın Avrupa'nın enerji güvenliğini tehdit edebileceği uyarısında bulundu. Avrupa Birliği, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlığın petrol arzında kesintiye yol açabileceğini ve bunun küresel ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini belirtti.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin İran'ı müzakere masasına döndürmeyi amaçladığını ancak tırmanma riskini de beraberinde getirdiğini vurguluyor. Olası bir askeri çatışma, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaşı tetikleyebilir ve küresel petrol arzını ciddi şekilde kesintiye uğratabilir. Şu an için diplomasiye dönüş sinyali zayıf; her iki taraf da karşılıklı restleşme içinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran çevresindeki askeri yığınağı ve Hürmüz Boğazı'ndaki saldırı, Türkiye'nin güvenlik ve enerji dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun sınırı ve ticari bağları nedeniyle olası bir çatışmadan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Hürmüz'deki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca bölgesel tırmanma, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik dengelerini de sarsabilir. Ankara, diplomasiye öncelik verilmesi ve gerilimin düşürülmesi çağrısı yapabilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi ise zor görünüyor; zira ABD ile İran arasındaki güvensizlik derin.